More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  Happy KidsPhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

A.Ulusoy

View spaceSend a message
Occupation:
Age:
Location:
Interests:
Yaşamayı seven.. yalnız kendi için değil, ulusu için dünya için de yaşayan.. üreten, paylaşan biriyim... Ya da öyle olduğumu sanıyorum. Yaptıklarım http://www.happykids.com.tr de yapamadıklarım ise her yerde. Şimdi onları yapmaya çalışıyorum.
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

Happy Kids

Başarı, mutluluk, özgüven... www.happykids.com.tr
September 07

EVDE SESSİZLİK HAKİM

 
Ozan kemoterapiden sonraki hafta kendini hep kötü hissediyordu yine aynısı oldu.
 
Bozulan fanının yerine yenisini aldım bugün. İki gündür iştahı yok ve dün sabah börek yemişti bugün de salatalıkççç sadece sabah yedikleri ile duruyor. Annesi "Keşke hastanede yer olsa da yarın yatırsak." dedi. Bakalım yarın sabah hastaeye gitmeye ikna edebilecek miyiz?
September 06

Ozan'a mesaj...

 
 
 
Ozancım merhaba
Son dönem günlük köşe yazıları gibi günlüğünü okur oldum. Her seferinde daha da iyi haberlerini alma umuduyla giriyorum siteye. Özellikle şiirlerine hayranım. Duygularını ifade edebilme konusunda gerçekten çok yeteneklisin.
Yaşadıklarının, ileride anlatacağın başarı hikayelerine güzel bir örnek olabilmesi için başına geldiğini düşünüyorum.
"Evet, belki biraz zor günlerdi ama ben bunu BAŞARDIM, çünkü ben Ozan ULUSOY'um , özel bir babanın oğluyum..." işte bu sözlerle seminerlerde hikayeni anlatacaksın insanlara. İnsanlarda seni dinledikçe hayata karşı daha da umutlu bakacaklar. Ozan onlar için mükemmel bir örnek olacak...
Hayat hiçbirimiz için kolay değil, en güzeli birbirimizi motive edecek güzel deneyimler edinebilmek... Seni çok seviyorum ve sana sonsuz güveniyorum. Hadi kardeşim, ha gayret... Binlerce sevenin seni umutla bekliyor...
 
Not: Yaza İzmir'e bekliyorum seni, gezip görülecek çok yer, seni seven çok insan var burda... Unutmadan kızlarımızda güzeldir hani:)
Öpüyorum güzel yanaklarından...
 
Melike Küçükkıralı
September 04

YAŞASINNNN

 
 
 
YARIN KEMOTERAPİDE SON GÜN

Dr. İlhami Güneral'in kitabı... Kemoterapiyi boş yere mi yaptırdık diye düşündürttü

Dün Songül Öğretmen iki kitap getirdi ve mutlaka okumamı istedi. Çünkü kemoterapi ya da radyoterapi uygulanmasının zararlı olacağını düşünüyordu. İnsan kendisine ait kararları daha iyi alabilir belki, ama söz konusu çocuk olunca "Ya yapmam gerekiyorsa da ben yapmamışsam..." diye vicdan azabı çeker. Bir de doktorların yerine geçip biz mi karar vereceğiz diye düşünüyordum. Op. Dr. İlhami Güneral'in kitabını bir çırpıda bitirdim. İlaç tekellerinin kanserin ilacının ya da tedavi yönteminin bulunmasını nasıl engellediklerini anlatıyor.
 
Acaba yanlış mı yaptık diye kaygı ile okurken neyse kitabın 141. sayfasında testis kanserlilerine kemoterapinin uygulanabileceğini yazıyordu. Aşağıdaki söyleşide de var. "Söyleşinin bu bölümünde Dr. Güneral'e sorumuz çok net: 'Peki, kemoterapiden tamamen vaz mı geçeceğiz?' Yanıtı , 'şimdilik değil' oluyor ve ekliyor: Kanserin türü şu türlerden biri ise kemoterapi yaptırılabilir: Burkit Lenfoma, Choricarcinoma, Akut lenfoblastik lösemi, lenfositik lösemi, Ewing Sarkoma, yumurtalık kanseri ve testis kanseri. Bu kanser türlerine diğerlerine oranla çok nadir rastlanır ama kemoterapiden önemli derecede fayda görürler. Yakınlarınız bu kanser türlerinden başka birine yakalandıysa katiyen kemoterapi ya da radyoterapi yaptırmayın..."

Ozan  bu sabah dördüncü gün KT ye gidecekti. İshal oldu, gitmesem yarın ve Cumartesi gitsem olmaz mı diye sordu. Her yanım yanıyor diyor. Şu iki günü de geçirebilsek daha sağlıklı düşünüp planlayabileceğiz. Keşke Ozan beslenme konusunda kendisini tutabilse ve sağlıklı besinlere yönelebilse...

 
 

Akşam Gazetesi web adresinden alınmış bir yazı...
Seni yendim KANSER  Hazırlayan: Nedim ATİLLA...3
BiLiNEN VE ARTIK REDDEDiLMESi iSTENEN YÖNTEMLER

KEMOTERAPi: Hiçbir işe yaramadığını bile bile hastasına kemoterapi uygulayan doktorlar bu kararlarını gözden geçirmeli. Kemoterapi yaptırılması şu an için kaçınılmaz olan kanser türleri de var ama bunların sayısı az.

CERRAHi: Kanserde cerrahi yöntemin başarı şansı küçümsenemez.. Ama yeni tedavi yöntemlerinin gelişmesiyle belki de cerrahi müdahaleye de gerek kalmayacak.

RADYOTERAPi: Prostat ve larenks kanserleri dışında radyo terapinin hiçbir faydası yoktur, zararı vardır!

Kanseri doğanın yardımıyla yenerek büyük bir başarı kazanan Operatör Doktor İlhami Güneral ile yaptığımız söyleşide görüyoruz ki, bugüne kadar tanık olduğumuz kansere karşı geliştirilen mücadele ve tedavi yöntemleri gerçekten de modası geçmiş yöntemler.

Dr. Güneral, tedavi aşamasında insanları tedavi olduğuna olacağına pişman eden, kemoterapi konusunda hayli tepkili... Güneral, 'Sözümona, değeri kanıtlanmış önemli bir ortodoks metod da, toksik kemoterapidir. Tıp ilminde hiçbir konu, kemoterapi kadar eleştiri yağmuruna tutulmamıştır' diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:


'Teorik olarak oldukça çekici olan bu yöntem, enfeksiyonlara karşı kullanılan antibiyotikler görünümündedir. Ne çare ki kanser hücrelerine yönelmesi ve onları öldürmesi umulan bu ilaçlar, aynı zamanda sağlıklı ve hayati dokulara da zarar vermektedir. Sadece kanserli hücreyi öldüren bir ilaç, ortodoks kanser tedavisi kataloglarında henüz yer almadı.

Kemoterapötik ilaçların çoğu, hücre çoğalmasının metabolizmini bloke ederek bölünmeyi durdurur. Kanser hücreleri, normal hücrelere göre daha hızlı bölünüp çoğaldığından, öldürücü antimetabolit etki, tercihen kanser hücrelerine yönelmesi gerekir. Ne yazık ki, kemoterapi yine hızla çoğalan, kemik iliği, mide-bağırsak mukozası ve saç folikülleri gibi- bazıları çok hayati hücreleri de zehirler.

Kemik iliği her şeyimiz

Kemik iliğinin kanserden korunmada olduğu kadar kanserle mücadelede de başrolü oynayan immün sistemin kaynağı olduğunu artık herkes kabul ediyor. Kemik iliği bağışıklık sistemimizin temel taşı. Bu sistemin tahribi, lökopeni , kombositopeni , aplastik anemi gibi hastalıklara neden olur. Böylece kontrolü imkansız enfeksiyonlar başgösterir. Birçok kanser hastasının basit bir soğuk algınlığından ölebilmesi işte bu yüzdendir.

Kemoterapinin bağırsaklardaki etkisi daha da fecidir. Hastalar genellikle yutkunma ve sindirim güçlükleri çekerler. Bulantılar, ağız kenarında kanamalar, yaralar, diş etlerinde ve boğazda ağrılar, en kötüsü de sindirim yolundaki yaralar ve kanamalardır. Bu kanamalar bazen hastayı yarım saatte öldürecek kadar yoğun olabilir. Piyasada elliye yakın antikanser ilaç vardır. Bütün bu ilaçların müşterek niteliği zehirli olmalarıdır. Mesela, Methotrexate kutularında - ülkemizdeki kutularda bulunmayan- bir uyarı vardır: 'Bu ilaç ancak, antimetabolit kemoterapi uzmanları tarafından uygulanabilir. Toksik ve hatta bazen ölümle sonuçlanabilecek etkileri, doktor tarafından hastaya önceden bildirilmeli ve hasta sürekli olarak doktorun kontrolü altında tutulmalıdır.'

Dr. İlhami Güneral, yakın dostu Macar Doktor John Haszlo'nun bir anısını aktarıyor. Dr. Haszlo şöyle diyormuş: 'Öyle hastalar gördüm ki diyor, hastanenin park yerine geldiği anda ya da enjeksiyon için kullanılan alkol kokusuyla veya enjeksiyonu yapan hemşireye dışarda herhangi bir yerde rastlayınca kusmaya başlıyorlar. Bu, onların ilaca karşı ne derece şartlandıklarını gösterir.'

Kemoterapi nerede gerekli?

Burada Dr. Güneral'in iddiası çok sert: Kemoterapiden yararlanılan kanser tipleri çok seyrek görülen kanser tipleridir. Halbuki kanser vakalarının çoğunluğunu oluşturan ve büyük öldürücü diye tanımlanan akciğer, göğüs ve kolon kanserlerine kemoterapinin hiçbir yararı yoktur. Ayrıca bu ilaçların bizzat kanserojen oluşu, tedavi gören hastalarda, sonraları yeni tümörlerin oluşmasına neden olur. Hele kemoterapi, radyoterapi ile birlikte uygulanmışsa bu olasılık 25 kez daha fazladır. Kemoterapinin çok sınırlı olan yararı sistemik bir zehir olmasındandır. Aynı sebep yüzünden terk edilmelidir. Burada tekrar yüzyıllar öncesine dönerek, Paracelcus'un aforizmasını anımsayalım: 'Her madde zehirdir, zehri ilaç yapan şey uygulama dozudur.' İşte bu yüzden kemoterapinin hoyratça kullanılması birçok ölümlere neden olmuştur.

Söyleşinin bu bölümünde Dr. Güneral'e sorumuz çok net: 'Peki, kemoterapiden tamamen vaz mı geçeceğiz?' Yanıtı , 'şimdilik değil' oluyor ve ekliyor: Kanserin türü şu türlerden biri ise kemoterapi yaptırılabilir: Burkit Lenfoma, Choricarcinoma, Akut lenfoblastik lösemi, lenfositik lösemi, Ewing Sarkoma, yumurtalık kanseri ve testis kanseri. Bu kanser türlerine diğerlerine oranla çok nadir rastlanır ama kemoterapiden önemli derecede fayda görürler. Yakınlarınız bu kanser türlerinden başka birine yakalandıysa katiyen kemoterapi ya da radyoterapi yaptırmayın...

Radyoterapi de yararsız

Dr. İlhami Güneral, tıptaki ortodokslara çok kızıyor. New York Times yazarlarından Jane Brody ve ABD'deki ilaç firmaları tarafından manipüle edilen ACS'nin Başkan Yardımcısı Art Hallep'in, birlikte yazdıkları kitap, doktorumuzu iyice sinirlendiriyor. Bu kitapta yer alan, 'Onkologlar, artık daha sık radyoterapi kullanıyor. Radyoterapi, ilk uygulanacak en etkili yöntemdir. Kanseri tamamen ortadan kaldırabilir ve geri kalan yaşamı daha huzurlu kılar' şeklindeki ifadeler İlhami Bey'i kızdırıyor. Yine Macar asıllı doktor John Laszlo'nun sözlerini kendisine daha yakın buluyor: 'Normal hücrelere zarar vermeden, radyoterapi uygulamak imkansızdır. Hele akciğer kanserlerinde yüksek doz radyasyon potansiyel bir tehlikedir.'

Cerrahi her zaman çare değil...

Cerrahi, bazı koşullarda, oldukça etkili ve vazgeçilmez bir metoddur. 1975 istatistikleri, cerrahi tedavi gören cilt kanserlerinde yüzde 85, göğüs kanserinde yüzde 60, kolon kanserinde yüzde 40, rahim kanserinde de yüzde 70 oranında teşhisten sonra 5 yıl yaşam süresi veriyorlardı.

Dr. İlhami Güneral'e göre, bugün kanserden şifa bulanların çoğu bunu büyük ölçüde cerrahiye borçludurlar. Dr. Güneral, 'Buna rağmen Kanser cerrahisini yeni baştan gözden geçirmemiz gerekiyor' diyor ve ekliyor:

' Cerrahi, uygulamanın sınırına dayanmış olmakla beraber cerrahların bilgi, cüret ve yeteneği, yine de kanseri yenemiyor. çünkü çoğu doktor için kanser lokal bir hastalıktır. Kanser kitlesini yok ettiğimiz takdirde onlar için hasta kurtulmuş demektir. Bu yüzden de kanser kitlesiyle birlikte ne olur ne olmaz diyerek komşu organlardan büyük bir kısım da tümüyle temizlenir. Şimdi modern tıbba düşen görev kanser tedavisinde daha sağlıklı daha etkili, daha az travmatik bir yol arayıp bulmasını gerektirir. Bıçağın erişebileceği alanlarda sınırı aşmayan cerrahi, güvenilir bir yöntemdir ama kanser sistemik bir enfeksiyon olduğundan kesin bir çare değildir.

MANTARLI PİLAV YİYİN!

Kanserle ilgili gerek ortodoks tıbbın, gerekse alternatif tıbbın tüm çalışmalarını yakından izleyen Dr. İlhami Güneral, kansere önlem, ya da tedavi anlamında çok önemli bir ilaç olarak bulunan MGN-3'ün Türkiye'ye getirilmemiş olmasından Sağlık Bakanlığı yetkililerini suçluyor.

İbrahim Güneral, MGN-3'ü şöyle tanımlıyor: 'MGN-3 bağışıklık sistemini güçlendiren ve pirinç kepeğinden elde edilen doğal bir üründür. Pirinç kepeğinin antiviral etkisi çoktandır bilinmekteydi. Buradaki fark kepeğin moleküler yapısında oluşturulan değişikliktir. Bu değişiklik, yenilebilir bir mantar türü olan Hyphamycetes mycelia'dan çıkarılan ekstrelerle kepeğin enzimatik muameleye tabi tutulmasıyla oluşur ve kepeğin etkisini yüzde 300 artırır. Meydana gelen ürün MGN-3, kanserli hücreler için doğal öldürücü bir aktivite yaratmaktadır. Diğer doğal ürünlerin ise hiçbir kalıcı yan etkisi yoktur.

Uygulamadan önce ve aylar sonra hastaların tetkikinde karaciğer ve böbreklere hiçbir zarar vermeği ve kandaki enzim seviyelerinde de bir değişiklik yapmadığı saptanmıştır.Bu ilaç 250 mg'lik kapsüller halinde piyasaya sürülmüş olup 50 kapsüllük şişesi 60 USD'dir. Ne çare bu ilacı ülkemizde temin edemiyoruz.'

İbrahim Güneral'e soruyoruz. Türkiye'de insanlar bu ilaca karşılık ne yapabilirler diye. Yarı ciddi, yarı şaka yanıt veriyor: 'Mantarlı pilav yemek zorundayız galiba...'

Bence ciddiye alınmalı...

Pirinç kepeği önemli bir ilaç ama Türkiye'de bulunmuyor öyleyse mantarlı pilav yiyin!

YEŞİL ÇAY MUCİZESİ

Yeşil çayın kanser hücrelerinin oluşmasını önlediği bilimsel olarak açıklandı. Purduc Üniversitesi araştırmacılarından Dorothy Morre ve D. James Morre, ABD'nin San Francisco kentinde düzenlenen Hücre Biyolojisi Birliği kongresinde yaptıkları araştırmalarda, yeşil çayın yapraklarında EGCg bileşimi bulduklarını ve bu bileşimin kanser hücrelerini öldürdüğünü bildirdiler.

EGCg bileşiminin kanser hücrelerini, tam oluştukları sırada öldürdüğü ve kanserli hücreleri öldürürken, sağlam hücrelere zarar veremediği ileri sürüldü. Yeşil çay yapraklarının anti kanser bileşimleri açısından zengin olduğunu açıklayan bilim adamları çayın içinde bulunan EGCg bileşimi ve diğer anti kanser maddelerinin özellikle göğüs; prostat ve kalın bağırsak kanserlerini önlediği inancındalar.

Araştırma raporunda, günde 4 bardak yeşil çay içenlerin, kanser hücrelerinin oluşmasını önledikleri ileri sürülüyor. Araştırmacılar, EGCg bileşiminin kanserli hücreleri bölünebilecek büyüklüğe gelmeden yok ettiğini ifade ediyorlar.
 
September 03

Kemoterapi üçüncü kür başladı

Ozan'a  beşer günlük üç kemoterapi kürü uygulanması kararı verilmişti, her kür de 21 gün sonra başlıyor. Pazartesi günü son kürümüz başladı, son diyorum inşallah tedaviye yanıt vermiştir, bugün üçüncü günümüz.

 

Pazartesi Ozan çok mutsuzdu. "Bu Gazi'yi yakacağım..." diyordu, "Tüm doktorları öldürmeli..."

Can Dündar Ulusoy ağabeyinin gönderdiği GS forması onu çok mutlu etti.

Sürekli kan vermek onu oldukça rahatsız ediyor, damar bulmakta artık zorlanılıyor isyanının nedeni bu idi. Birinci gün kemoterapiden iyi çıktı. İkinci gün de sesszilik hakimdi evde. Araç ile giderken şiirler okuduk Ozan'la benim ezbere okuduğum şiirlerin büyük bölümünü o da okuyor. Bir dinleti yapmaya karar verdik. Hele biraz zaman geçsin de.

Üçüncü gün sabahı yola çıkmak üzereyiz.

Ozan bugün kemoterapi salonundaki tüm ablalarının el falına bakmış neşelı ayrılmış... Ben sabahları annesiyle onu bırakıyorum öğleyin annesi ile eve dönüyorlar.

 

SN850304SN850305SN850310SN850311SN850319SN850320SN850321SN850322SN850323SN850324SN850325SN850326SN850327SN850328SN850329SN850330SN850331

August 30

Fanımız bozuldu...

 
Ozanın kemoterapi son kürü Pazartesi günü başlayacak. bu kürün biriminden 20 gün sonra da tomografi çektireceğiz ve iyileşme olup olmadığını göreceğiz. Bu hafta ve sonrasında yine yorucu, sarsıcı bir bekleyişimiz olacak...
 
Oan'ın çok sevdiği nerdeyse bir parçası olan fanı (ki biz ona psikiyatrik fan adını takmıştık) dün kırılmış, bütün geceyi "Çok sıcaakkkkk..." diyerek sızlanarak geçirdi. Kardeşi Barış bugün tamire götürecek. "Fan bozulmuş, yapamadık" dediğimde "Kaç lira idi, nerden almıştınız?" diye sordu. 25 liraydı Medyamark'tan almıştık dedim. Parasını çıkardı yirmi lirası vardı, hepsini vermeye hazırdı sanki.

13 yıl sonra yeniden buluşma

SN850225SN850227

Ozan annesinin arkadaşı Gülin hanımın dört aylık kızı Bilge'yi seviyor...

 

SN850270SN850273SN850274SN850276SN850278SN850280

Ozan'ın ilköğretim okulunda öğrenci iken öğretmenleri olan Selda Hanım ve Mehpare Öğretmenler 12 yıl sonra Ozan'ı ziyarete geldiler. ozan ve öğretmenleri hasret giderdiler.

 

Çengel kafedeki engelli arkadaşlarının dayanışması

 
 
104_0883104_0884
 
Ozan'ın Çengel Kafedeki engelli arkadaşları Ozan'ı eğitim uzmanları Hakkı Bey ve İlknur Hanımın eşliğinde dün evde ziyaret ettiler. Ozan bu ziyaretten çok memnun kaldı.
August 26

Ozan'a mesaj...

 
Allah yardımcınız olsun.Inanc sızınle olsun ben afyondan necla,bir eğitimci olarak babanın hızmetlerini takdir ediyorum her ne k adar seminerler vasıtasıyla gorusme ımkanı bulamasakta maıllerden ogrendımkı hayatın verdıgı bır sınavdaymıssın.sınav belkı 3 saat degıl.ama sınavdan cekılıme sansın yok.ve gerek aılenın sana verdıgı egıtımle gerek kendı gucun kısılıgınle Allahın verdıgı guc ve duanla zorlu sınavdan gececegıne ınanıyorum.Yeterkı sabret.Allah ozel ınsanlara sevdıklerıne boyle guclu sınavlar yasatırmıs.Sende cok ozel bır ınsansın.Neden mı maıllerı okuyorum kimse tanıamdıgı yada tanısmadıgı bır ınsana bu kadar sıcak mesajlar yollamaz.Dualarım senınle.Senı guzel yerlerde gorecegımız zaman yakın demıcyem zaten sen en guzel yerde yanı aılenın yanındasın sadece bır sınavla bırlıkte.Basarılar sabırlı gunler guclu gunler :)
Necla Tabak
 
Merhaba sevgili Ozan;
ben Reyhan öğretmen, babanla okulda bir görüşme esnasında tanışma fırsatı bulmuştum. Geçenlerde babanın adresinde hastanedeyiz gibi bir ileti görünce ne oldu acaba diye baktığımda senin rahatsızlığını öğrendim. Önce çok üzüldüm ama hemen ardından da senin bu hastalığı yenecek gücün olduğunu düşündüm. Herşeyden önce bu hastalık moral ile beyninden gönderdiğin olumlu iletilerle düzelebilecek olduğundan , sen de bilinçli ve harika bir aileye sahip olduğundan çok şanslısın. Hem ailenin, hem arkadaşlarının hem de seni blog sayfan aracılığı ile tanımış olan insanların verdiği destek çok güzel. Gördüğün gibi herkes senin yanında, sen harika bir delikanlısın ve kimin icat ettiği belli olmayan bu rahatsızlığa direneceksin. Bazı insanlar fazla özel oluyor, sen de onlardan birisin anlaşılan. Ve yine bazı insanlar yaşamak için savaşmak zorundadırlar. Sen savaş kazanacak kadar güçlü yöneteceksin beynini değil mi? Aynı Atatürk gibi! Nasıl Kurtuluş Savaşı en büyük zorluklara rağmen Atatürk'ün güçlü komutasıyla kazanılmışsa  , sen de bu hastalığı  bütün güçlüklerine rağmen beynine yollayacağın Ozan komutanın güçlü emirleriyle yeneceksin. Hiç bir zaman yılma, moralini bozma, kötü duyguları aklına getirme, olur mu?
Hani minik not kağıtlarınız var ya annenlerle birbirinize yazdığınız , minik kuralların olduğu kağıtlar, onlardan birine bir kural daha ekleyebilirsin bence... " Bu savaşı Ozan komutan  kazanacak ! "    Ne dersiniz komutanım, uygun mu bu kural?
 
Dualarımız , sevgimiz, bu hastalığı yeneceğine dair tüm inancımız seninle...
Geçmiş olsun tatlım...
 
Sevgilerimle;
Reyhan öğrt.
 
  
 
Sevgili Ozan,
Yaşamakta olduğun rahatsızlığı mail grubumdan ögrendim.Kadere inanmam insanlar kaderleri kendi çizer bence..Sende kendin çizeceksin bünyenin sana oynadığı bu kötü oyunu sen kazanacaksın!Çekim yasasını düşün pozitif düşünce pozitif etkiler yaratır her zaman.Yaşadığın şey hiçte kolay değil belki bu satırları okurken kolaysa sen başar diyeceksin ama unutma ki bu gün senin yaşadığın hastalığı yarın bizlerden birinin yaşaması hiçte imkansız degil..Yalnız degilsin dualarımızla manevi olarak yanındayız.Moralini yüksek tut ve yen şu hastalığı..


Sevgiler
--
Dilek Ercanlar
 
 
 
 
August 25

21 - 23 Ağustos 2008

               

 

                                                                               21.08.2008     saat 20.00

 

Eryaman otobüsündeyim… Yedi gün hastanede kaldım ve ilk kez evdeki yatağımda yatacağım yedi gün sonra. Ozan bugün hastaneden taburcu oldu ve eve çıktı. Gerçi yarın kemoterapinin ikinci kürünün başlangıcından itibaren on altıncı gün olduğu için tekrar hastaneye geleceğiz ama olsun. Yarın hastanenin kemoterapi ünitesinde üç-dört saat sürecek olan ilaç tedavisi var.

 

Eve vardıklarında ozan bana telefon açtı ve bir şey sormak istediğini söyledi ve ben de “Sor” dedim. “Baba, bu gece benimle yatar mısın?” dedi. “Tabi yatarım” dedim. Ozanın odasına serdiğim yer yatağında yatacağım bu gecede. Eee alıştık baba oğul aynı odada yatmaya bir haftadır.

 

Bu akşam Barış’tan fırsat bulabilirsek, Ozan da isterse ona gelen mesajları ona okuyacağım. Gelen mesajlar bende doping etkisi yapıyor, elbette onda da yaratacaktır. Mail atan tüm arkadaşlara sandıklarından da değerli olan motivasyon katkıları için teşekkür ederim.

 

 

 

 

                                                                                              23.08.2003

                                                                                              Metro;19.57

 

Sabahleyin Ozan’a kedisine Canım Grup’ tan gelen mailleri okudum, hoşuna gitti. Gelen mesajların yazıcıdan çıktısını almıştım. Yanıt yazacağını söyledi. İsterse glen mesajların olduğu deftere cevapları yazabileceğini, bizimde onları bilgisayara aktarabileceğini söyledim.

 

Dün akşam eve gittiğimde odasının ışığı ve televizyon kapalı ama kendisi yatakta uyanıktı. Işıktan rahatsız oluyor, televizyon islemeyi çok sevmesine karşın televizyonu açmıyor. “Neden burada oturuyorsun, salona gel birlikte oturalım” dediğimde ilginç bir yanıt verdi. Bunu defterine yazmasını istedim, yazdı.

 

Sabahleyin uyandığında büfeye alışverişe gitti. Annesi “Ne alırsan içmek için, gel de evde iç” demesine karşın uzunca süre büfede kaldı. Büfeci Aslan Bey ve alışverişe gelen kişilerle sohbet etmek hoşuna gidiyor.

 

Ablamın oğlu Tunca bugün Eskişehir’den telefon açtı ve Samsun’a giderken Ankaradan geçmek istediğini, uygun olup olmadığımızı sordu. “Tunca saçmalama. Ne demek rahatsız olmamız. Tabi ki gel” dedim. Yarın öğleden sonra yola çıkacak. Ozan Tunca abisini çok seviyor. Hem bizim için olduğu kadar, Ozan içinde moral olacaktır. Ve önceki gün Barış üniversiteyi Eskişehir’de okumak istediğini söylemişti. Hem böylelikle Barış ile biz Eskişehir’de öğrenci olmak konusunda Tunca’nın düşüncelerini öğrenebiliriz.

 

 

Bu akşam eve metroyla dönüyorum. Uzun zamandır metroyu kullanmamıştım. Ozan’a vermem gereken günlük harçlıkları bir haftadır vermemiştim. İsteyip duruyordu. İş Bankasına uğrayarak biraz para çektim. Banka şubesine kadar gelmişken yakın olan metroya binmeye karar verdim.

 

Beş gün sonra kemoterapinin üçüncü kürü başlayacak.Bu bir aksilik olmaz ise son kürümüz olacak. Doktorun iki kez dediğine göre kemoterapi seansları sonrası radyoterapiye gerek kalmayacak. Umarım öyle olur.

 

Başta Ozan olmak üzere hepimizin yaşantısın çok etkiledi.Ozan duygularını kolay ifade eden biç çocuk olduğu için (Çocuk değil de beklide genç demeliydim, çünkü yirmi yaşında. Ancak çok tatlı, naif ve down sendromlu olduğu için onu çocuk görmeye devam ediyoruz galiba.) duygularını söylemişti çeşitli ortamlarda. Aklıma gelenler şunlar:

 

“Hay bu hastalığı icat edenin…”

“Şimdi deniz kıyısında olacaktım, Buz gibi kolamı içiyor olacaktım.”

“Bıktım artık bu hastaneden. Ben kancı mıyım durmadan kan alıyorlar.”

 

Kemoterapi başlamadan bir yada iki gün önce ona “Savaşçı” demiştim. O da bunu kabul etmişti. Savaşçı kemoterapi seansları başladıktan sonra yan etkileri nedeniyle oldukça sarsıldı, yoruldu. Saçlarının dökülmesi onda üzüntü yarattı. Psikolojik olarak hazır olsun diye hem konuşmalar yaptık hem de saçını kısalttırdık. Aslında saçsızlıkta Ozan’a çok yakıştı.

 

En büyük sorunumuz ilaç içirebilmek konusunda oldu. Hap içiremedik. “Tamam içeceğim” dediyse de içmedi. İlaçların hap şeklinde değil de Şurup şeklinde olmasını arzu etti. Tablet şeklindeki hapları havanda dövüp, bal yada reçel yardımı ile şurup yaptıysak ta büyük çoğunlukla kabul görmedi.

 

Gelen telefonlarla mutlu oldu. Kimi zaman arayan arkadaş yada tanıdıklarıyla telefonda konuşmadı, konuşmak istemedi. Moralinin bozuk olduğu zamanlarda oldu bu.

 

Kafedeki öğretmen ve arkadaşlarının yaşantısında çok çok önemli olduğunu hissettik. Kendisi gibi engelli olan arkadaşlarıyla aralarında geliştirdikleri dostluk ve içten dayanışma görülmeye değerdi. Telefonla konuştuklarında karşı tarafta onlar bu tarafta da Ozan ağladı. Eylül ayında kafeye giderek çalışmaya başlamayı, yeni başlayacak tiyatroda görev almak istedi. Kafedeki sorumlusu Sosyal Hizmet Uzmanı Nilay Oğultürk’ün telefonla araması ve hastaneye gelerek onu ziyaret etmesi büyük bir moral kaynağı oldu.

 

Hastanedeki doktorların odalara gelip çoğu zaman hastalarla konuşmadan dosyalara bakmaları, sırtı dönük şekilde kendi aralarında konuşmaları ve odadan çıkmalarına çok bozuldu. “Biz bu odada değil miyiz, neden konuşmuyorlar?” diye haklı olarak soru sormasına neden oldu.

 

Hemşireler ile iletişimi daha kolay oldu. Onların sevecen yaklaşımları onu mutlu etti. Hastabakıcıların konuşma tarzlarını kaba buldu.

 

Bana bir kez sitem etti. Genelde birine kızdığı zaman “Vatandaşın biri”  diye söze başlar. Cuma günü ikinci kemoterapi döneminin on altıncı günü idi. Alınması gereken bir ilacı vardı. Kemoterapi bölümüne bırakmıştım sabah. Benimle bir iş konusunda görüşmek isteyen bir çocuk kulübüne gitmiştim Emek’te. Konu konuyu açınca biraz geciktim. Araba da bende idi. 40-50 dakika onları bekletmiştim. Ozan haklı olarak somurtuyordu. “Bir şey mi var oğlum, canın bir şeye mi sıkıldı?” diye sordum. Cevap  “Vatandaşın biri bizi bir saat burada bekletti…” oldu. Gerçektende haklıydı. Çünkü vatandaş sabah cep telefonlarını evde unuttuğu için Ozanlar aradığında telefonlara çıkamıyordu.

 

Kendisini ziyaret için eve gelenler olduğunda da çok mutlu oldu. Halaları, teyzesi, dayısı, kuzenleri Ezgi, Tunca, Deniz, Egecan, Yıldırım; Samsun ve Çarşambadan gelen teyzelerim ve çocukları, dayım ve büyük dayımın oğlu ve eşi gelmişti.

 

Hastanede kaldığı zaman bir gece ona refakatçılık yapan Nuran Gülünay da onu mutlu edenler arasındaydı.

 

 

 happykids

Ozan ULUSOY'un sayfaları: www.happykids.com.tr/engellilere.htm
Ozan'ın TV konuşmasındaki MUTLULUK TANIMI : www.youtube.com/watch?v=FqUF4iCIjWY

 

August 21

Canım Grup'tan Ozan'a destekler sürüyor

Ozan'a
 
öncelikle çok gelmiş geçmiş olsun diyorum umarım en yakın zamanda eski saglıgına kavuşursun..
hayatta her şey istedigimiz gibi gitmeyebilir
ama hayattan zevk almayı bildigimizde ve yaşama inacımızı kaybetmedigimizde mutlaka mutlu sona ulaşırız
hiç bir şey yada engel seni yaşamdan,mutluluktan ve yaşama sevincinden yıldırmasın
hayata sımsıkı baglanman dilegiyle
Sebahattin Ateş
 
Ozan merhaba istanbuldan yasin özcan 28 yaşındayım biliyorum beni tanımıyorsun bende seni tanımıyorum ama ikimizin ortak bir noktası var yaşamak için ayakta kalmak ve daima umut dolu olmalıyız... Rahatsızlığını öğrendiğimde çok üzüldüm ama bu önemli değil seninle email arkadasligi kurmak istiyorum eger kabul edersen günde istedigin kadar mail atabilirsin bana seni saygı ve sevgiyle selamlıyorum... Dualarım senin ve tüm sevdiklerinle kendine iyi bak kardeşim...
Yasin ÖZCAN 
 
Allahtan sana şifalar diliyorum.
Ali Demir
 
Merhaba Ozan :)
 
nasılsın ? umarım iyisindir, şu an içinde bulunduğun durum için sakın üzülme
benimde aynı rahatsızlığı yaşayan bir ablam var ama moral ve duyduğu yaşama sevinci ile
rahatsızlığı tamamen iyileşti :)
sakın umutsuzluğa kapılma, yapacağın tek şey gülmek olsun.
çünkü bu rahatsızlığı yenebileceğin tek ilaç bu ; gülmek :)
 
sevgiyle kal
 
Belgin

 

 

Merhaba Ozan,

Ben Deniz Ankara'dan yazıyorum.

İnanıyorum ki pençesine düştüğün bu hastalıktan kurtulacaksın ve diğer hasta kardeşlerimize de umut ışığı olacaksın.

Benim tek düşüncem engelin bedende değil yürekte olmasıdır.

ve bizlerde toplum olarak malesef sevme ve düşünme engeliyiz.

İnşallah en kısa zamanda iyileşirsin.

Allah'a emanet ol

 

Sevgiler

 

Deniz Tuncer

 

 

 

Ozan Merhaba,

Nasılsın. Ben Tekirdağ- Çorlu’dan Muhittin Kartal. 38 yaşındayım ve 2 tane oğlum var, sana mutluluklar diliyorum.

Görüşmek üzere..

 

Muhittin Kartal

 

 

 

Merhaba Ozan; tanışmadık ama ben seninle ilgili az çok bilgi edindim o yüzden sana birazda kendimden bahsetmek istiyorum. Bende senin gibi 1988 doğumluyum, 2 senedir Bilgi Üniversitesi'nde Psikoloji okuyorum. Denize girmek istediğini duydum, sana elbette memleketin bu sıcak günlerini göz önüne alarak hak veriyorum ama hani böyle evde veya güneşin altında dışarıda dolaştığın günlerde kendini bir anda bir su birikintisine bırakma isteği duyar ya insan, işte o istek tatil yaparken veya denize girme fırsatının olduğu yerlerde hiç duyulmaz, hatta sıradan gelir. Ben bir yazı okumuştum yalnızlığa dair, kimi insanlar yalnızlığı kötü birşey olarak nitelendirir ama beklediğimiz kişi bizimle olmayınca onun yerine yalnızlık duygusu olmasa ne yapardık diye de bir düşünmek gerek, yokluğu yaşamak bile güzel. Bir amacının olması, ilerde yapacağına inandığın herşeyi hayal edip umutlanman bile güzel. İnanıyorum ki senin ilerdeki, gittikçe yaklaşan o güzel günler için çok fazla inancın ve isteğin var. Mümkün olduğunca sana hayatı paylaşmak ve tebessüm etmeni sağlayacak slaytlar atacağım, bu mailimde de ekte zihnini çok kısa bir süre içinde olsa meşgul edecek bazı yazılar var. Umarım eğlenirsin. Kendine çok iyi bak ve bir çok insana hayat enerjinle umut ol...=))

 

Büşra TARÇALIR

 

 

 

selam ozan duydum ki çok güzel şiirlerin varmış... bunlardan birisini okumayı çok isterdim doğrusu...Öyleki bence sende başına gelen tüm aksilikleri yenebilecek kocaman bir yürek,umut ve azim var...İnanmak başarmakla eşdeğerdir...İnsanları ileriye götüren hayalleridir ve seninkiler çok güzeller... Kendin ve hayallerin için pes etme... Sevgilerle...

 

Hayal Çıtak

 

 

 

ozancım canım benim.

mucadeleni okudum hayata tutunma şeklini ve yaşam kavganı taktir etmekten başka birşey aradıysada mantığım bulamadı bu açıdan seni tebrik ediyorum .

canım kardeşim.Hayatta insanın başına her şey gelebilir inan bizlerde senin gibi hayata sarılmış boğuşuyoruz yani herkesin ayrı bir derdi var ve asıl sorun sen sorunun ne olduğunu biliyor ve savaşıyorken biz kendini sağlıklı sananların hiç bir şeyden haberi yok ve dolayısı ile mucadele de vermiyoruz.

kardeşim inancını bilmiyorum fakat şunu çok iyi biliyor ve inanıyorum ki hastalıklar da allah'u tealanın insana verdiği birer imtihan ve aslında nimetleridir bu imtihanda sabırda sebat eder şükrünü ve dualarını da eklersen inan zafer senin olacaktır (bu arada sana ailecek dua etmeye başladık)

kardeşim ben diyecek başka bişey bulamıyorum ve son olarak sana küçük bir hikayecik olarak da olsa hz.eyyub'un hayatını  sabrını ,şükrünü ve hastalıkla nasıl mucadele ettiğini ve sonunda nasıl hayata tutunduğunu ve kazandığını okumanı şiddetle öneriyorum.

not:maillerini bekliyorum... 

ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN

 

Beyzade

 

 

 

Ozancım, hic moralini bozma. Doktorlar senin icin en guzel surubu yapacaklar. Benim arkadaslarim var senin gibi. Onlarinda saclari dokulmustu ama kisa bire sure sonra yeniden cikti. Ustelik eskisinden daha cok. Hemen iyilesmeni bekliyoruz ki hep beraber yuzelim. Gozlerinden opuyoruz tum sirket olarak.

 

Murat BAYDAR

Satış & Pazarlama Koordinatörü

 

 

 

Sevgili Ozan

Seni gözlerinden öpüyorum. ha gayret , beraber oturum seninle

beraber kola içeçeğiz.

seni coooookkkkk seviyoruz

 

Devrim Arap

 

 

 

merhaba ozan

Ben iskederun hayatdan yazıyorum sana sen çok tatlı süper bi gençsin resimlerini gördüm bayıldum saanaaa

seni çok seviyorum sen en kısa zamanda iyi olacak allahın izniyle atlacaksın...bunu inanıyorum sende inan seni çok öpüyorum görüşmek dileği ile....kendine iyi bak

 

LEYLA ULUCENK

 

 

 

gunaydınn:) Ben canım grubumdan gordum ve içimden mail atmak geldi:)umarım  ozan yakında denıze girer:)kola ne kadar sağlıksız olsada:)kola içmesini bile dılıyorum:)

kısa bi mail oldu ama hersey gusel olacak ben buna inanıyorum...

 

Gözde Saygı

 

 

 

Ozan'cım selamlarr,

Ben zıpkınla balık avcılığı yapıyorum. İstersen sana vurduğum balıklarında resimlerini gönderebilirim. Eğer hoşuna gidecekse bana bir mail yolla.  Bu resimleri duvarkağıdı olarak kullanabilirsin. Acil şifalar dilerim.

 

Bülent Kemal Durakoğlugil

Gaziantep

 

 Ozan Seni Seviyoruz

 

Seni seviyoruz...

 

Metin Bozkurt 

 

 

 

Sevgili Ozan,

sayfanızı gördüm ve Ozana yazayım dedim. Sitede senin ne kadar güçlü mücadeleci bir genç olduğun yazıyordu, bu hastalığa da pes etmeyeceğine inandım, benim inancımı boşa çıkarmayacağına inanıyorum.

tedavinin kolay olmadığını ve sana çeşitli sıkıntılar verdiğini tahmin edebiliyorum ama kolay olanı başarmak başarı değildir bence, önemli olan zoru başarmaktır. senin başaracağına inanıyorum.

Sevgiyle kal

 

Zümrüt Kiper

 

 

 

Dilek Ilgaz 1Dilek Ilgaz 10Dilek Ilgaz 4 

 

OZANCIM BENDE YANİNDAYİM...İYİLESTİGİNDE BELKİ BİRLİKTE COLA İCERİZ NE DERSİN :) BASARACAKSİN EMİNİM.

 

Dilek Ilgaz

 

 

 

moralin ve inancın önemli olduğunu bilirim senin bunların hepsine sahip olduğunu hissettim be ozan

sabrın sonsuz olsun

gözlerini aç hiç kapatma gördüklerini değil görmek istediklerini gör

kalın duvarlarda denizi

tavanda gök yüzünü

gözlerin kapalı iken hisset Allahı .seni çok seven Anne Babanı

hadi görüşürüz... Ozan ulusoy

 

Hayri ÇAKTUMAK

 

 

 

ozancım slm

ben ilker,adanadan .internetten öğrendim seni.nasılsın

bugün keyfin iyidir umarım.hayat dolu olduğunu duyunca çok sevindim.insanın hasta yatağında bile hayat dolu olması ne güzel.kardeşim sakın bu enerjini,hayata bakış açını kaybetme.sen bu azimle çok şeylerin üstesinden gelceksin eminim.sana hayat basamaklarını çıkarken kolaylıklar diliyorum.bir ihtiyacın olursa ya da yazmak istersen bana ulaşabilirsin.sağlık ve mutluluk dolu nice yıllar diliyorum.geçmiş olsun

 

ilker Ünal

 

 

 

:)) bu maili okudum da dedim ne gerksiz şeyler için üzülüyorum:) kendine gel insanlar neler için ugraşıyor bugün hiç olmadıgım kadar kötüyüm sırtımdan vuruldum ama hak ettim ama üzüntü anlamsız... hayat çok güzel degilmi sana söz hergün sana mail atıcam hem sen güleceksin hem ben bak komik şeyler okuyor bu sanal alemde...şimdi hoşcakal kola mı oda ne ben hiç sevmem annem paslı lavaboya dökmüşdü bak nasııl çözdü pası seninde mideni böyle yapar:)) o yüzden boşver..

 

Reyhan Ozgunlu

 
 

Ozan'dan inşaat firmalarına site inşaatı yaparken önerile

 

 

OZAN İLE SÖYLEŞİLER

 

20/08/2008 SAAT: 20:37

 

19:30 gibi hastanede Ozan’a refaket etmek için geldim. Annesi eve gitti. Yemeğimi yedim. Ozan’la sohbete başladık, çok neşeliydi bugün olanları bana anlattı. İki çok önemsediği insan onu ziyarete gelmişti.

 

A.U : Bugünü senin için özel kılan neler var? Paylaşmak ister misin?

 

O.U