Ali's profileHappy KidsPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! Happy KidsBaşarı, mutluluk, özgüven... www.happykids.com.tr October 21 Ozan tekrar işine başladı ve mutlu
Ozan dün sabah tekrar çengel kafe ye gitmeye başladı, heyecanlı idi sabah duygularını açıkladı ben de kağıda döktüm.
October 19 Ozan'ın Antalya tatil fotoğrafları
Ozan 9-15 Ekim 2008 tarihleri arasında Antalya'ya giderek moral topladı. Annesiyle gittikleri Antalya'dan moralli bir şekilde döndü. Ben de 14 Ekim tarihinde bir AB projesi nedeniyle Letonya'ya gittiğim için ancak dün (18 Ekim 2008) akşam görüşebildik. Otelde keyfi yerinde... Nilüfer Teyzesi ve Ömer Eniştesi Ozan'ı Mybar adlı bara götürerek eğlenmesini sağlamışlar. Ozan dans etmeyi çok seviyor...
Otelin bahçeside ozan ve keyfi de yerinde... Denize girmemiş, annesi de havuza girmesini haklı olarak istememiş ama Ozan yine de mutlu. Ömer Eniştesi ve Nilüfer teyze2sinin gazipaşa'daki dağ evine giderek dağ havası da koklamışlar. Aşağıdaki fotoğrafları Ozan çekmiş... Teyzesine ve eniştesine teşekkür ediyoruz...
October 11 Ozan tatiline gidebildi.... şu an Antalya'da
"Herkes tatil yaparken, ben hastanedeyim..." diyordu ya O da teyzesinin daveti üzerine şimdi Antalya'da. Bayramda gideceklerdi ama hem Ozan'ın hastalığı hem de bilet bulunamaması yüzünden ertelenmişti. Annesi ile birlikte uçakla gitti. Antalya'da mutlu Ozan. Teyzesi karşılamış havaalanında. Dün gece de telefon açtı, otelde olduğunu söyledi, bir gün kalacaklarmış sonra da eniştesinin dağ evine gidecekler, sesi çok mutlu geliyordu. "Çok yeme" uyarılşarıma "ooo baba ben şimdiden bir kilo almışım." diyerek yanıt verdi. Çok sıkılmıştı ne güzel oldu hava değişimi onun için...
October 04 Bayram'da Samsun'daydımBayramın birinci gününü Ankara'da evimde çocuklarımla geçirdikten sonra birinci günü akşamı Samsun'a gittim. İlk gün Ankaradaki ablam ve eniştem bayram kutlamasına geldiler...
Samsun'daki ilk günümde ikiz kızkardeşim ve ablamla Çarşamba'ya bayramlaşmaya gittik. İlk iş olarak anne babamızın mezarlarını ziyaret ettik.
Daha sonra da akrabalarımızı ziyarete başladık. Teyzemi ve dayımın çocuklarını ziyaretle başladık
Daha sonra Kuşçulu Köyüne gittik, Muharrem Amca'mın eşi Hanım Yenge'yi (Cicianne deriz ona) ziyaret ettik.
Köyde akraba ziyareti sırasında süpürgeleri de çektim...
Bir tavuk yavrularını altına almış biri de üstüne çıkmıştı, sımsıcak bir aile dayanışması...
Bayramın son günü anne ve babamın uzun yıllar yaşadığı Abdülhak Hamit Caddesindeki evimizin bir üst katındaki Ülker Hanım teyzeyi de ziyaret ettik...
Bayramın üçüncü günü akşamı otobüsle Ankara'ya döndüm... Bayram tatili iyi geldi bana dinlendim biraz...
September 30 Bayramınız kutlu olsun"Varlıklarıyla bizi mutlu eden, verdiklerı destek ile dayanma gücümüzü artıran, bu sayfaları ziyaret ederek iyi dileklerini hep sunan güzel insanlara..."
Bayramınız kutlu olsun...
Ali Ulusoy
Bugün arife, yarın bayram... Kutlu olsun…Bugün arife, yarın bayram... Benim için kırk yedi yıldır böyle idi, arifeden sonra bayram... Ramazan ayımızdan sonra gelen şeker bayramı. Tanımadığımız mahalleli çocuklar için şeker, tanıdıklar için baklava ve annemin güzelim yaprak sarmaları... Yaprak sarmaları ah annemin, oğlum Ozan için tencere tencere hazırlanırdı Samsun'da.Geçen ramazan bayramını annemsiz kutladık, babam vardı. Bu bayramda ise babam da yok altı çocuğu öksüz düştük. Annem ve babam aynı odada yatar gibi yan yana yatıyorlar şimdi, umarım kavga etmiyorlardır. Yaşlı hasta bakmanın ne zor olduğunu öğrettiler. Şimdi ben de yaşlıyım bir bakıma. "Birlikte yaşlanmak istiyorsanız evlenin." diyorum evlenme düşü kuranlara. Daha dün gibiydi kayıtsız ilkokula gidişim, Samsun'da adı sonradan değiştirilen ilkokulumda ilk monolog söyleyişimle sahneye çıkışım, babamı demir parmaklıklar arasında görüşüm Ankara'da, trencinin numarası 625 olan kızının ardından koşuşuşum orta okulda, lisede defalarca reddedilmeye aldırmadan Leyla'ya şiirler yazışım, sekiz mayıs yetmiş dokuzda karnımdan kurşunla yaralanmışım, Balıkesir'de yedek subay okulundan mezun oluşum, Elbistan'da ilk işe başlayışım mühendis olarak, seksen beşte Denizlide dünya evine girişim, seksen sekizde Ozan'ın doksan birde Barış'ın gelişi… Bugün arife, yarın bayram... Kutlu olsun… Hakkımıza razı olduk, iyi taşıdık diyedir herhalde yükümüzü biraz daha yük eklemişler sağ olsunlar… Bilmediğimiz şey kalmasın diye kanserle mücadale etmeyi de görev olarak vermişler, down'lı oğlumuzla birlikte. Tam beş aydır hanede bir sessizlik, bir kaygı, bilinmezin verdiği bir korku… Bugün arife, yarın bayram... Kutlu olsun… Dost sesler vardı elbet ayakta durmayı kolaylaştıran, ilk kez yazdıkları ile dostluklarını yüreklerini açtılar. Bir de dost görünenler vardı elbette görmezden gelenler, bir "Geçmiş olsun" u çok görenler, koca koca unvanları olan büyük insanlar… Telefonumuzu, adresimizi elbette ezbere bilenler… Arayanlar sağ olsunlar… Paylaşımcılar sağolsunlar… Artık hiçbir şeye şaşmamayı da öğreniyor insan… Peki neden bu duruma geldi ülkemiz? Neden gelmesin ki? Suçlusu ben değil miyim biz değil miyiz bu yabancılaşmanın? Yarın geceye bilet aldım tekrar gideceğim Samsun'a her bayramda gitmek isterdim şimdi de gideceğim. Beni bekleyen annem ve babamın ellerinden öpemeyecek olsam da ellerimi kaldırıp onlar için dualar edebilirim, birlikte ıslanabilirim onlarla Çarşamba'da. Onlar adına her hafta Çarşamba akşamları ücretsiz seminerler düzenleyerek onlara isimlerini taşıyan salonumdan selamlar gönderdiğimizi söyleyebilirim. Ozan nasıl diye sorduklarında gözlerimi kaçırarak "Çok iyi" diyebilirim. Nasıl anneannesinden ve büyükbabasından sakladıysak, kendi annem ve babamdan da saklayabilir, "İyi, çok iyi, Çengel Kafede çalışıyor" diyebilirim. İşleriniz nasıl sorusuna da aynı yanıtı verebilirim: "İyi, çok iyi. Her şey çok daha güzel olacak?" Barış'ı sorarlarsa "İyi, çalışıyor o da, bu yıl üniversite seçme sınavına girecek" derim. September 28 oZAN'A BAYRAM HEDİYESİ MESAJLAR Ozancım merhaba,
Nihayet uzun zamandır beklediğin tatilin zamanı gelmiş. Çok sevindim... Senden iyi haberler almak tahmin edemeyeceğin kadar bizi mutlu ediyor. Umarım hayatının en güzel tatillerinden birini geçirirsin...
En güzel dileklerimle...
Melike Küçükkıralı
hastalık da neymiş:)
canım benim sen sakın hasta kelimesini kullanma öylesine şanlısı bi çoçuksun ki açıkcası senin bu çevrendeki sevgi çemberini kıskanmamak mümkün degil öylesine tatlı ,öylesine huzur veriyorsun ki anlatamam senin yüzüne saatlerce bakabilirim.. 19 nisanda ankaraya geldigimde seminere ilk karşılayan sendin sohbetini asla unutamam resim çekilmiştik şuan facebookda resmin var üzgünüm sana sormadan koydum resmini ama o kadar çok soran olduk ki seni açıkcası yerinde olmak çok istedim :)seni çok seviyorum seninle saatlerce sohbet edebilirim . lütfen hasta kelimesini kullanma bu enfeksiyonu yenmek biliyorsun ki yer yiğidin harcı degil sen güçlü bi çoçukoldugun için senin dibinde bitti.biliyorsun dimi bunu şuan vücudunda kötü ve iyi askerler var amacımız kötü askereri vücuttan atıp bir dahada onları vüvuda almamak parolayı söyleseler dahi sakın alma bende sana bu konuda elimden geleni yaparım yeterki yanımda olmamı iste ... ozancım seni çok seviyor yaşadıgın duyguları çok yürekten hissediyorum çünkü bizim başımızdanda böyle bi şey geldiiiiii ve geççttiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii... biz galip geldik kötü askerlere karşı şimdi sıra sende bitanem :)) sevgiyle kal yüreğinden öpüyorum . Esra DUTAR
Merhaba Ozan! Ben Arzu.. Senden 3 yaş büyüğüm ve kardeşimin yardımıyla yazıyorum bu mesajı. Resimlerin çok güzel, seni çok sevdik ve yazı yazmak istedim. Çok tatlı gülmüşsün, hep böyle güler yüzlü ol tamam mı :) seni çok öpüyoruz. Arzu Ayse Ozmen
September 25 Ozan artık mutluÜçüncü kür kemoterapiden sonra Ozan iyice sarsıldı ve bir hafta hastanede kaldı. Enfeksiyon Hastalıkları bölümünde kaldığı ilk üç günün sonunda hemşireler; “Artık maske takmanıza gerek yok.” deyince rahatladık. Gündüzleri annesi, akşam 19:30’dan diğer gün sabah 9:30’a kadar ben başında refakatçi olarak kalıyordum. İlk iki gecemiz acil serviste, 5 numaralı muayene odasında, sedye üzerinde geçmişti. Elbette orada kalmaması gerekiyordu; ancak yer olmadığı içi bize acil serviste kaldığı söylendi. Daha önceki seferlerde de benzer durumlar yaşanmıştı. Bir önceki seferimizde Dahiliye 8. kattaki yataklı serviste kalmıştı. Bölümler arası rekabet yada sıkıntı var sanki Onkoloji hastası olunca Enfeksiyon Hastalıkları almak istemedi. Başkentte ve yoğun ilgi gören bir hastane olduğu için hastaların yatacağı yataklar sorun oluyor. Babam da vefat etmeden önce Samsun Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ndeki özel odasını kaybetmemek için çok çaba sarfetmişti. ”Bu tür hastalığa yakalananlar için bir ayağı hastanede oluyor” diyordu. Geçen yaz Samsun’a gitmiş, dört gece başında refakatçi kalmıştım. Hasta bakıcılığının ne zor iş olduğunu bir kez daha kendi gözlerimle görmüş, deneyimlemiştim. Ozan hastanede yatmaya isyan ediyordu; ama şükür ki huysuz değildi. Tek şikayetimiz hastanede kendisine getirilen yemekleri yememesi idi. Cuma sabahı ikiz kız kardeşim Aliye bir kez daha ziyaret için geldi. Arayan her kişi, ziyaret eden her tanıdık bizi mutlu etti. Aliye Halasının geldiği Cuma günü O zan taburcu oldu. Bütün hafta boyu hiçbir şey yememiş olan Ozan eve gelince mutlu oldu, halasının getirdiği yaprak sarmaları başta olmak üzere pek çok şeyi yedi. Bu da bizi mutlu etti. Hastaneden taburcu olurken Ozan yürümekte zorluk çekiyordu, çünkü bir hafta boyunca yatağında uzanmış, yatmış, tuvalete gidip gelmek dışında neredeyse hiç hareket etmemişti. Zamanını çoğunlukla televizyon seyrederek geçirdi. Ozan’ın hastanedeki odasına yerleştiğinin üçüncü gününde cep telefonuma bir mesaj geldi Ozan‘dan. Mesajında odasındaki diğer yatağa hasta geldiğini söylüyordu. Beş gündür hastanedeydi ve ben geceleri geceleri kaldığım için üç gece bu yatağa uzanmıştım. Odaya istediğimiz gibi yayılmıştık. Bir de artık sert sandalye üzerinde bütün gündüz ve geceyi geçirecektik. Yan yatağa gelen Gölbaşı’ndan eski bir konfeksiyon işçisi olan Mikail Bey idi. Ben akşamları yine 19-19:30 gibi geliyor, gece 23-23:30 civarında Kızılay’daki büroma geçiyor, sabahleyin de 6:30’da tekrar hastaneye gidiyor annesi gelene kadar hastanede Ozan’ın başında bekliyordum.
Hastanedeyken 17 Eylül 2008 günü Ozan'la aşağıdaki söyleşiyi yaptım.
Taburcu olduğunda Ozan’ın ayaklarına halası krem sürünce ayağa da kalktı, acıları dindi. Ancak sürekli evde pencereyi açması konusunda sıkıntılarımız başladı. Hava artık soğumuştu; ama Ozan sürekli olarak pencereyi açık tutmak istiyordu. Gereksiz açılan pencereler ve soğuk içilen meşrubatlar nedeniyle Ozan tekrar hasta oldu ve hafta sonunu şikayetlerle geçirdik. Pazartesi günü, aylar önce aldığımız tomografi çekimi vardı. Damar yolunu bulmak oldukça zor oldu, canı çok yandı. Çarşamba günü tomografi çekilmesinden sonra Çengel Kafe’ ye gitmeye karar verdik. Arkadaşlarına ve Nilay öğretmenine çikolatalı pasta aldı.
Çarşamba sabahı önce hastaneye geldik. Ozan ayakta duramıyor, mızmızlanıyordu. Ben birinci kattaki Tomografi sekreterliğinden raporu aldım.
T.C
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ
RADYOLOJİ TETKİK RAPORU
Hasta No : 01320597
Hasta Adı Soyadı : K.OZAN ULUSOY-Erkek-01/04/1988-Yaş : 20
Tetkik : 803890-BT-ABDOMEN-ALT
İsteyen Bölüm :
Ön Tanı :
İşlem Tarihi ve Saati : 22/09/2008 13:30
İşlem No : 1410841
ÜST-ALT ABDOMEN BT İNC:
ÖYKÜ :
Sol testiste kitle (Seminom).
BULGULAR:
Karaciğer normal boyut ve konfigürasyondadır. Parankim dansitesi steatoza sekonder diffüz azalmış görünümdedir.
Safra kesesi normal boyut ve konfigürasyondadır.
Dalak normal boyut ve konfigürasyondadır. Parankimi homojendir.
Sol böbrek normal boyut ve konfigürasyondadır. Sol böbrek alt polde 1 cm çapında hipodens lezyon izlenmiştir
Sağ böbrekte rotasyon anomalisi izlenmiştir.
Pankreas normal boyut ve konfigürasyondadır. Parankimi homojendir.
Abdominal anavasküler yapıları ve çevreleri doğaldır.
Paraaortik ve iliak vasküler yapılar komşuluğunda büyüğü sol paraaortik 9 mm çapında olmak üzere birkaç adet LAP izlenmiştir. Sağda 6 mm çapında frenik grup LN izlenmiştir.
Mesane kontur ve duvarları doğaldır.
Paravezikal, perirektal yağ planları açıktır.
DR. Ç. AĞIRGÜN
YRD. DOÇ. DR. G.ERBAŞ
Onaylayan Doktor : Araştırma Görev. AĞIRGÜN ÇAĞRI
Telefonla Gastroentoloji uzmanı olan İstanbul’da yaşayan ağabeyime sonuçları okudum. Ağabeyim Toraks (Akciğer) tomografisi çekilip çekilmediğini sordu. Doktorumuz Uğur Bey bunu istememişti.
Doktor tomografi sonucumuzu inceledi. Pek önemli bir şey olmadığını söyledi. 27 Ekim’de özel bir hastanede akciğer tomografisi ile PET-CT çekilmesini istedi ve ozan’ın kan değerlerine bir kez daha bakılması gerektiğini belirtti. Ozan’ın tatile gidebileceğini söyleyince Ozan canlandı ve çok mutlu oldu. “Baba daha sonra geldiğimizde doktora çikolata alalım” diyerek de memnuniyetini dile getirdi.
September 14 Enfesksiyon Hastalıkları Servisinde - Cuma günü taburcu olacak...Ozan Acil serviste yatarken... iki gece acil serviste yattık yer yok diye daha sonra da Enfeksiyon hastalıkları Bölümünde oda bulundu da çıktık... Ertan Amcası ve Şaziye Yengesi istanbul'dan ziyarete geldiler.
Rahşan Hemşire tatlı diliyle Ozan'a damar yolu açtı...
Ertan Amcası ve Şaziye Yengesi istanbul'dan ziyarete geldiler, Ozan'ı Enfeksiyon hastalıkları Bölümünde 3. kattaki 347 nolu odasında da ziyaret ettiler.
Ozan Gazi Hastanesi Enfeksiyon hastalıkları Bölümünde yatıyor...
Cuma günü Ozan'ı Acil Servis'e getirdik. Şilayetlerimiz kusma, ateşi ve ishaldi. İki gün ve bir gece acilde geçirdiktem sonra dün Enfeksiyon hastalıkları servisine aldılar.
Dün Ertan Amcası ve Şaziye Yengesi ziyaete geldiler İstanbuldan. Gündüz de Nuran Halası ziyarete gitmişti.
September 10 Ozan'a sevgiler Ozancım merhaba,
Uzun süredir bilgisayarın başına oturamamıştım.Bugün gördüm ki tatil planları yapıyormuşsunuz.Tekirdağ'da köfte yemekte bu planın içindeymiş.Ne güzel olur.Gelsen; önce bi güzel köftemizi yesek.Sonra sen o güzel kalbini ve yaşama sevincini ,hayatı bir türlü sevmeyi başaramamış insanlara üniversitemizin konferans salonunda bir anlatsan.İnanki insanların senden öğrenecekleri çok şey var.Bu yüzden biran önce iyileşmeye çalış.Senin yapacak çok işin var.
Kendine iyi bak Ozancım ve moralini sakın bozma.Birgün tüm bunları anlatıp gülümseyeceksin.
Sevgiler.
Alev Özsayın September 08 8 Eylul 2008
Ozan'a aşı yapılması gerekiyordu, Ozan da Tıp merkezine gitmek istemiyordu. Annesi yapmayı denedi ama yapamadı. Batirmayi goze alamadi. "Dur ben yapayım dedim, eşim de bunu istemedi. Demek ki bana güvenemedi... Neyse sonunda Ozan'ı ikna ettik de gitti.
8 Eylül 2008 Pazartesi günü Eryaman Hasan Ali Yücel İlköğretim Okuluna eğitim öğretim yılı açılışına davet ettiler beni. Üç tane şiir okudum, son şiiri ise tüm öğretmenler, çocuklar ve veliler birlikte okuduk...
September 07 EVDE SESSİZLİK HAKİMOZAN bugün yemek yedi nihayet ve hastaneye gitmekten kurtulduk. yarın Belomisin almak için hastaneye gideceğiz...
Ozan kemoterapiden sonraki hafta kendini hep kötü hissediyordu yine aynısı oldu.
Bozulan fanının yerine yenisini aldım bugün. İki gündür iştahı yok ve dün sabah börek yemişti bugün de salatalıkççç sadece sabah yedikleri ile duruyor. Annesi "Keşke hastanede yer olsa da yarın yatırsak." dedi. Bakalım yarın sabah hastaneye gitmeye ikna edebilecek miyiz?
KEMOTERAPİDE SON GÜN
Bugün kemoterapinin son günü. Başlamadan Ozan’la bir söyleşi yapmıştım, biterken de yapayım, duygularını ve düşüncelerini öğreneyim istedim. Sabah erken uyanmıştı, ishali vardı. Odasına gittiğimde söyleşi yapmak isteyip istemediğini sordum, istediğini söyledi. Onun ilk sorusu “Bu vantilatörü ne zaman servise vereceğiz?” oldu.
Ali Ulusoy : Merhaba Ozan. Geldik son güne, bakalım neler diyeceksin. Ozan Ulusoy : Elim acıyor, parmaklarımı oynatamıyorum, kol bileklerim acıyor. Başka bir şey yok, bir de canım yanıyor. (Kolunda serum takılacak yere dünden kalan kit var) A.U : Kemoterapi bitiyor seviniyor musun? O.U : Evet. Sonra tekrar canım yanacak. A.U : Neden? O.U : Kan alma var. A.U : İki ay sürdü kemoterapi seanslarımız, bayramdan sonra da kontrol yapılacak. Tedavisinde hoşuna giden ve gitmeyen neler oldu? O.U : Hoşuma giden bir tek şey var, yeni bir kızla tanışmak. Hoşuma gitmeyen sürekli iğne, kan, kemoterapi yüzünden hep koluma iğnelerin girmesi, serum, aşı ve benzeri canımı acıtıyor. A.U : Hayata bakışında ne gibi farklılıklar var, var mı? O.U : Var. Yine eskilerden bahsedeceğim. Eskiden işe arkadaşları görmeye gittiğimde heyecanlanırdım, şimdi sabahın köründe hastaneye gitmeye çekiniyorum. Eskiden her fırsatta hamburger yiyebildiğim halde şimdi mayonez ketçap yasak diye onu bile yiyemiyorum. Kendimi bir hayvan gibi hissediyorum. A.U : Neden öyle düşündün? O.U : Eskiden bu aylarda tatilde olup çok olmasa da hareketli bir insandım. İstediğim yere gider istediğim şeyi yapardım. Şimdi sadece yatalak bir insan oldum. A.U : Sen yatalak değilsin ki.. O.U : Ama öyle hissediyorum. A.U : Bunların geçici olduğunu bilmiyor musun? O.U : Farkındayım. A.U : İyileştiğini hissediyor musun? O.U : Evet. A.U : Hastane ortamı nasıl, önerilerin neler? O.U : Yorum yok. A.U : Doktor olmak ister miydin? O.U : Hayır. A.U : Neden? O.U : Bir insanın canını acıtacağım diye, bile bile hipokrat yemini etmek istemem. Çünkü birini yaşatmak ve öldürmek senin elinde. A.U : Bu süreçte yakın çevrenden nasıl destekler aldın? O.U : Buna cevap vermek istemiyorum. A.U : Barış’ta değişiklikler oldu mu? O.U : Oldu. Bana karşı ufak bir yanlış yaptığımda bağırıp çağırırdı. Şimdi sadece “Niye yaptın?” sorusu ile geliyor. A.U : Annende değişiklikler oldu mu? O.U : Yoo... Hep aynı. A.U : Baba da? O.U : Onun da aynı. A.U : Akrabalarda? O.U : Onlar da aynı. A.U : Seni kemoterapiden sonra nasıl bir yaşam bekliyor? O.U : Güzel bir Antalya tatili, oradan da Didim... A.U : Tatili çok özledin herhalde. O.U : Evet. A.U : Beslenme ile ilgili yaşantında değişiklikler yapacak mısın? O.U : Bilmiyorum. A.U : Yapman gerekiyor mu? O.U : Büyüklere göre evet. A.U : Sence kanserin nedeni neydi? O.U : Kemoterapi. A.U : Kemoterapiye tanı konulduktan sonra geldik. O.U : Olabilir. A.U : Kemoterapi yerine başka nasıl tedavi düşünürdün. O.U : Radyoterapi. En azından onda damar yolu açmaya gerek yok. A.U : Kendini en güçlü hissettiğin anlar ne zamanlardı? O.U : Kolumdaki bantlar alındığı zaman. A.U : Hiç yarıda keselim bu tedaviyi diye düşündün mü? O.U : Evet. A.U : Neden kesmedin? O.U : İzin verilmedi ki. Her seferinde “Hadi kalk giyin, hastaneye gitmemiz lazım. Az kaldı haydi. Biraz hızlı giyin.” Dediler. A.U : Anne ve babanın bu konuda yaşadıklarını kavrayabildin mi, açıklar mısın? O.U : Açıklamak istemiyorum. A.U : Üzgünler mi? O.U : (Başını sallıyor evet anlamında) A.U : Sana yardımcı olmak istedikleri için sağlık personellerine bir mesajın var mı? O.U : Yok. A.U : Anne, baba ve kardeşine var mı? O.U : Onlara da yok. A.U : Tanrıya var mı? O.U : Ona da yok. A.U : Gözde’ye var mı? O.U : Soru böyle devam edecekse, kimseye yok. A.U : Sıkıldın herhalde.. O.U : Sorusuna göre. A.U : Hangi tür soru sorayım. O.U : Fark etmez. Hastalık ve hastane olmadığı sürece cevap veririm. A.U : Kendinde en beğendiğin özellikler. O.U : O kadar çok şey var ki hangisini söyleyeyim. A.U : Narsist misin? O.U : O ne? A.U : Kendini çok beğenen. O.U : Evet. A.U : Kafedeki arkadaşlarına iletmek istediğin şeyler. O.U : Sadece çok özledim.
06.09.2008/Cumartesi
A.U : Kemoterapinin son günü nasıl geçti, neler hissettin? O.U : Hiçbir şey hissetmedim. A.U : Bitti diye sevinmedin mi? O.U : Sevindim. A.U : Dün Metin amcan Ezgi ile ziyarete geldi, sen kalkıp salona gelemedin. Bu konuda bir şeyler söylemek ister misin? O.U : Hayır.
Önümüzdeki bir hafta diğer Kemoterapi kürlerinin bitiminde olduğu gibi zor günler olacak geçecek galiba. Dün gece Trabzon’dan gelen amcasına yatağında “Hoş geldin amca!” diyebildi ama salona konuşmaya gelemedi. Sabahleyin ishal olmuş altına kaçırmıştı, temizledik ve bir duş aldı. Dün gece kuzeni Yıldırım Ankara’ya gelmişti. Sabahleyin duştan sonra ona Yıldırım’ın geldiğini söylemiştim. Salona baktı ve geldi. Çok konuşmak istemeyen, yorgun bir Ozan var şimdi karşımda. “Kemoterapi bitmiş,yatağında bu halde televizyon izlerken fotoğrafını çekebilir miyim?” diye sordum istemedi.
September 06 Ozan'a mesaj...Ozancım Merhaba,
umarım bugün daha iyisindir
güzel haberlerini bekliyorum
dualarım seninle...
Sen kazanacaksın bundan eminim
sadece biraz daha sabret ve yediklerine dikkat et olur mu?
O güzel şiirlerine ve espirilerine hayran olmayacak hiç kimse yoktur
Seni Seviyorum
İyi dileklerim daima senin için...
İzmir'den sevgiler
Elvan Aktürk Hayat
Ozancım merhaba
Son dönem günlük köşe yazıları gibi günlüğünü okur oldum. Her seferinde daha da iyi haberlerini alma umuduyla giriyorum siteye. Özellikle şiirlerine hayranım. Duygularını ifade edebilme konusunda gerçekten çok yeteneklisin.
Yaşadıklarının, ileride anlatacağın başarı hikayelerine güzel bir örnek olabilmesi için başına geldiğini düşünüyorum.
"Evet, belki biraz zor günlerdi ama ben bunu BAŞARDIM, çünkü ben Ozan ULUSOY'um , özel bir babanın oğluyum..." işte bu sözlerle seminerlerde hikayeni anlatacaksın insanlara. İnsanlarda seni dinledikçe hayata karşı daha da umutlu bakacaklar. Ozan onlar için mükemmel bir örnek olacak...
Hayat hiçbirimiz için kolay değil, en güzeli birbirimizi motive edecek güzel deneyimler edinebilmek... Seni çok seviyorum ve sana sonsuz güveniyorum. Hadi kardeşim, ha gayret... Binlerce sevenin seni umutla bekliyor...
Not: Yaza İzmir'e bekliyorum seni, gezip görülecek çok yer, seni seven çok insan var burda... Unutmadan kızlarımızda güzeldir hani:)
Öpüyorum güzel yanaklarından...
Melike Küçükkıralı Dr. İlhami Güneral'in kitabı... Kemoterapiyi boş yere mi yaptırdık diye düşündürttüDün Songül Öğretmen iki kitap getirdi ve mutlaka okumamı istedi. Çünkü kemoterapi ya da radyoterapi uygulanmasının zararlı olacağını düşünüyordu. İnsan kendisine ait kararları daha iyi alabilir belki, ama söz konusu çocuk olunca "Ya yapmam gerekiyorsa da ben yapmamışsam..." diye vicdan azabı çeker. Bir de doktorların yerine geçip biz mi karar vereceğiz diye düşünüyordum. Op. Dr. İlhami Güneral'in kitabını bir çırpıda bitirdim. İlaç tekellerinin kanserin ilacının ya da tedavi yönteminin bulunmasını nasıl engellediklerini anlatıyor.
Acaba yanlış mı yaptık diye kaygı ile okurken neyse kitabın 141. sayfasında testis kanserlilerine kemoterapinin uygulanabileceğini yazıyordu. Aşağıdaki söyleşide de var. "Söyleşinin bu bölümünde Dr. Güneral'e sorumuz çok net: 'Peki, kemoterapiden tamamen vaz mı geçeceğiz?' Yanıtı , 'şimdilik değil' oluyor ve ekliyor: Kanserin türü şu türlerden biri ise kemoterapi yaptırılabilir: Burkit Lenfoma, Choricarcinoma, Akut lenfoblastik lösemi, lenfositik lösemi, Ewing Sarkoma, yumurtalık kanseri ve testis kanseri. Bu kanser türlerine diğerlerine oranla çok nadir rastlanır ama kemoterapiden önemli derecede fayda görürler. Yakınlarınız bu kanser türlerinden başka birine yakalandıysa katiyen kemoterapi ya da radyoterapi yaptırmayın..."
Ozan bu sabah dördüncü gün KT ye gidecekti. İshal oldu, gitmesem yarın ve Cumartesi gitsem olmaz mı diye sordu. Her yanım yanıyor diyor. Şu iki günü de geçirebilsek daha sağlıklı düşünüp planlayabileceğiz. Keşke Ozan beslenme konusunda kendisini tutabilse ve sağlıklı besinlere yönelebilse...
BiLiNEN VE ARTIK REDDEDiLMESi iSTENEN YÖNTEMLER
KEMOTERAPi: Hiçbir işe yaramadığını bile bile hastasına kemoterapi uygulayan doktorlar bu kararlarını gözden geçirmeli. Kemoterapi yaptırılması şu an için kaçınılmaz olan kanser türleri de var ama bunların sayısı az. CERRAHi: Kanserde cerrahi yöntemin başarı şansı küçümsenemez.. Ama yeni tedavi yöntemlerinin gelişmesiyle belki de cerrahi müdahaleye de gerek kalmayacak. RADYOTERAPi: Prostat ve larenks kanserleri dışında radyo terapinin hiçbir faydası yoktur, zararı vardır! Kanseri doğanın yardımıyla yenerek büyük bir başarı kazanan Operatör Doktor İlhami Güneral ile yaptığımız söyleşide görüyoruz ki, bugüne kadar tanık olduğumuz kansere karşı geliştirilen mücadele ve tedavi yöntemleri gerçekten de modası geçmiş yöntemler. Dr. Güneral, tedavi aşamasında insanları tedavi olduğuna olacağına pişman eden, kemoterapi konusunda hayli tepkili... Güneral, 'Sözümona, değeri kanıtlanmış önemli bir ortodoks metod da, toksik kemoterapidir. Tıp ilminde hiçbir konu, kemoterapi kadar eleştiri yağmuruna tutulmamıştır' diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: 'Teorik olarak oldukça çekici olan bu yöntem, enfeksiyonlara karşı kullanılan antibiyotikler görünümündedir. Ne çare ki kanser hücrelerine yönelmesi ve onları öldürmesi umulan bu ilaçlar, aynı zamanda sağlıklı ve hayati dokulara da zarar vermektedir. Sadece kanserli hücreyi öldüren bir ilaç, ortodoks kanser tedavisi kataloglarında henüz yer almadı. Kemoterapötik ilaçların çoğu, hücre çoğalmasının metabolizmini bloke ederek bölünmeyi durdurur. Kanser hücreleri, normal hücrelere göre daha hızlı bölünüp çoğaldığından, öldürücü antimetabolit etki, tercihen kanser hücrelerine yönelmesi gerekir. Ne yazık ki, kemoterapi yine hızla çoğalan, kemik iliği, mide-bağırsak mukozası ve saç folikülleri gibi- bazıları çok hayati hücreleri de zehirler. Kemik iliği her şeyimiz Kemik iliğinin kanserden korunmada olduğu kadar kanserle mücadelede de başrolü oynayan immün sistemin kaynağı olduğunu artık herkes kabul ediyor. Kemik iliği bağışıklık sistemimizin temel taşı. Bu sistemin tahribi, lökopeni , kombositopeni , aplastik anemi gibi hastalıklara neden olur. Böylece kontrolü imkansız enfeksiyonlar başgösterir. Birçok kanser hastasının basit bir soğuk algınlığından ölebilmesi işte bu yüzdendir. Kemoterapinin bağırsaklardaki etkisi daha da fecidir. Hastalar genellikle yutkunma ve sindirim güçlükleri çekerler. Bulantılar, ağız kenarında kanamalar, yaralar, diş etlerinde ve boğazda ağrılar, en kötüsü de sindirim yolundaki yaralar ve kanamalardır. Bu kanamalar bazen hastayı yarım saatte öldürecek kadar yoğun olabilir. Piyasada elliye yakın antikanser ilaç vardır. Bütün bu ilaçların müşterek niteliği zehirli olmalarıdır. Mesela, Methotrexate kutularında - ülkemizdeki kutularda bulunmayan- bir uyarı vardır: 'Bu ilaç ancak, antimetabolit kemoterapi uzmanları tarafından uygulanabilir. Toksik ve hatta bazen ölümle sonuçlanabilecek etkileri, doktor tarafından hastaya önceden bildirilmeli ve hasta sürekli olarak doktorun kontrolü altında tutulmalıdır.' Dr. İlhami Güneral, yakın dostu Macar Doktor John Haszlo'nun bir anısını aktarıyor. Dr. Haszlo şöyle diyormuş: 'Öyle hastalar gördüm ki diyor, hastanenin park yerine geldiği anda ya da enjeksiyon için kullanılan alkol kokusuyla veya enjeksiyonu yapan hemşireye dışarda herhangi bir yerde rastlayınca kusmaya başlıyorlar. Bu, onların ilaca karşı ne derece şartlandıklarını gösterir.' Kemoterapi nerede gerekli? Burada Dr. Güneral'in iddiası çok sert: Kemoterapiden yararlanılan kanser tipleri çok seyrek görülen kanser tipleridir. Halbuki kanser vakalarının çoğunluğunu oluşturan ve büyük öldürücü diye tanımlanan akciğer, göğüs ve kolon kanserlerine kemoterapinin hiçbir yararı yoktur. Ayrıca bu ilaçların bizzat kanserojen oluşu, tedavi gören hastalarda, sonraları yeni tümörlerin oluşmasına neden olur. Hele kemoterapi, radyoterapi ile birlikte uygulanmışsa bu olasılık 25 kez daha fazladır. Kemoterapinin çok sınırlı olan yararı sistemik bir zehir olmasındandır. Aynı sebep yüzünden terk edilmelidir. Burada tekrar yüzyıllar öncesine dönerek, Paracelcus'un aforizmasını anımsayalım: 'Her madde zehirdir, zehri ilaç yapan şey uygulama dozudur.' İşte bu yüzden kemoterapinin hoyratça kullanılması birçok ölümlere neden olmuştur. Söyleşinin bu bölümünde Dr. Güneral'e sorumuz çok net: 'Peki, kemoterapiden tamamen vaz mı geçeceğiz?' Yanıtı , 'şimdilik değil' oluyor ve ekliyor: Kanserin türü şu türlerden biri ise kemoterapi yaptırılabilir: Burkit Lenfoma, Choricarcinoma, Akut lenfoblastik lösemi, lenfositik lösemi, Ewing Sarkoma, yumurtalık kanseri ve testis kanseri. Bu kanser türlerine diğerlerine oranla çok nadir rastlanır ama kemoterapiden önemli derecede fayda görürler. Yakınlarınız bu kanser türlerinden başka birine yakalandıysa katiyen kemoterapi ya da radyoterapi yaptırmayın... Radyoterapi de yararsız Dr. İlhami Güneral, tıptaki ortodokslara çok kızıyor. New York Times yazarlarından Jane Brody ve ABD'deki ilaç firmaları tarafından manipüle edilen ACS'nin Başkan Yardımcısı Art Hallep'in, birlikte yazdıkları kitap, doktorumuzu iyice sinirlendiriyor. Bu kitapta yer alan, 'Onkologlar, artık daha sık radyoterapi kullanıyor. Radyoterapi, ilk uygulanacak en etkili yöntemdir. Kanseri tamamen ortadan kaldırabilir ve geri kalan yaşamı daha huzurlu kılar' şeklindeki ifadeler İlhami Bey'i kızdırıyor. Yine Macar asıllı doktor John Laszlo'nun sözlerini kendisine daha yakın buluyor: 'Normal hücrelere zarar vermeden, radyoterapi uygulamak imkansızdır. Hele akciğer kanserlerinde yüksek doz radyasyon potansiyel bir tehlikedir.' Cerrahi her zaman çare değil... Cerrahi, bazı koşullarda, oldukça etkili ve vazgeçilmez bir metoddur. 1975 istatistikleri, cerrahi tedavi gören cilt kanserlerinde yüzde 85, göğüs kanserinde yüzde 60, kolon kanserinde yüzde 40, rahim kanserinde de yüzde 70 oranında teşhisten sonra 5 yıl yaşam süresi veriyorlardı. Dr. İlhami Güneral'e göre, bugün kanserden şifa bulanların çoğu bunu büyük ölçüde cerrahiye borçludurlar. Dr. Güneral, 'Buna rağmen Kanser cerrahisini yeni baştan gözden geçirmemiz gerekiyor' diyor ve ekliyor: ' Cerrahi, uygulamanın sınırına dayanmış olmakla beraber cerrahların bilgi, cüret ve yeteneği, yine de kanseri yenemiyor. çünkü çoğu doktor için kanser lokal bir hastalıktır. Kanser kitlesini yok ettiğimiz takdirde onlar için hasta kurtulmuş demektir. Bu yüzden de kanser kitlesiyle birlikte ne olur ne olmaz diyerek komşu organlardan büyük bir kısım da tümüyle temizlenir. Şimdi modern tıbba düşen görev kanser tedavisinde daha sağlıklı daha etkili, daha az travmatik bir yol arayıp bulmasını gerektirir. Bıçağın erişebileceği alanlarda sınırı aşmayan cerrahi, güvenilir bir yöntemdir ama kanser sistemik bir enfeksiyon olduğundan kesin bir çare değildir. MANTARLI PİLAV YİYİN! Kanserle ilgili gerek ortodoks tıbbın, gerekse alternatif tıbbın tüm çalışmalarını yakından izleyen Dr. İlhami Güneral, kansere önlem, ya da tedavi anlamında çok önemli bir ilaç olarak bulunan MGN-3'ün Türkiye'ye getirilmemiş olmasından Sağlık Bakanlığı yetkililerini suçluyor. İbrahim Güneral, MGN-3'ü şöyle tanımlıyor: 'MGN-3 bağışıklık sistemini güçlendiren ve pirinç kepeğinden elde edilen doğal bir üründür. Pirinç kepeğinin antiviral etkisi çoktandır bilinmekteydi. Buradaki fark kepeğin moleküler yapısında oluşturulan değişikliktir. Bu değişiklik, yenilebilir bir mantar türü olan Hyphamycetes mycelia'dan çıkarılan ekstrelerle kepeğin enzimatik muameleye tabi tutulmasıyla oluşur ve kepeğin etkisini yüzde 300 artırır. Meydana gelen ürün MGN-3, kanserli hücreler için doğal öldürücü bir aktivite yaratmaktadır. Diğer doğal ürünlerin ise hiçbir kalıcı yan etkisi yoktur. Uygulamadan önce ve aylar sonra hastaların tetkikinde karaciğer ve böbreklere hiçbir zarar vermeği ve kandaki enzim seviyelerinde de bir değişiklik yapmadığı saptanmıştır.Bu ilaç 250 mg'lik kapsüller halinde piyasaya sürülmüş olup 50 kapsüllük şişesi 60 USD'dir. Ne çare bu ilacı ülkemizde temin edemiyoruz.' İbrahim Güneral'e soruyoruz. Türkiye'de insanlar bu ilaca karşılık ne yapabilirler diye. Yarı ciddi, yarı şaka yanıt veriyor: 'Mantarlı pilav yemek zorundayız galiba...' Bence ciddiye alınmalı... Pirinç kepeği önemli bir ilaç ama Türkiye'de bulunmuyor öyleyse mantarlı pilav yiyin! YEŞİL ÇAY MUCİZESİ Yeşil çayın kanser hücrelerinin oluşmasını önlediği bilimsel olarak açıklandı. Purduc Üniversitesi araştırmacılarından Dorothy Morre ve D. James Morre, ABD'nin San Francisco kentinde düzenlenen Hücre Biyolojisi Birliği kongresinde yaptıkları araştırmalarda, yeşil çayın yapraklarında EGCg bileşimi bulduklarını ve bu bileşimin kanser hücrelerini öldürdüğünü bildirdiler. EGCg bileşiminin kanser hücrelerini, tam oluştukları sırada öldürdüğü ve kanserli hücreleri öldürürken, sağlam hücrelere zarar veremediği ileri sürüldü. Yeşil çay yapraklarının anti kanser bileşimleri açısından zengin olduğunu açıklayan bilim adamları çayın içinde bulunan EGCg bileşimi ve diğer anti kanser maddelerinin özellikle göğüs; prostat ve kalın bağırsak kanserlerini önlediği inancındalar. Araştırma raporunda, günde 4 bardak yeşil çay içenlerin, kanser hücrelerinin oluşmasını önledikleri ileri sürülüyor. Araştırmacılar, EGCg bileşiminin kanserli hücreleri bölünebilecek büyüklüğe gelmeden yok ettiğini ifade ediyorlar. September 03 Kemoterapi üçüncü kür başladıOzan'a beşer günlük üç kemoterapi kürü uygulanması kararı verilmişti, her kür de 21 gün sonra başlıyor. Pazartesi günü son kürümüz başladı, son diyorum inşallah tedaviye yanıt vermiştir, bugün üçüncü günümüz.
Pazartesi Ozan çok mutsuzdu. "Bu Gazi'yi yakacağım..." diyordu, "Tüm doktorları öldürmeli..." Can Dündar Ulusoy ağabeyinin gönderdiği GS forması onu çok mutlu etti. Sürekli kan vermek onu oldukça rahatsız ediyor, damar bulmakta artık zorlanılıyor isyanının nedeni bu idi. Birinci gün kemoterapiden iyi çıktı. İkinci gün de sesszilik hakimdi evde. Araç ile giderken şiirler okuduk Ozan'la benim ezbere okuduğum şiirlerin büyük bölümünü o da okuyor. Bir dinleti yapmaya karar verdik. Hele biraz zaman geçsin de. Üçüncü gün sabahı yola çıkmak üzereyiz. Ozan bugün kemoterapi salonundaki tüm ablalarının el falına bakmış neşelı ayrılmış... Ben sabahları annesiyle onu bırakıyorum öğleyin annesi ile eve dönüyorlar.
August 30 Fanımız bozuldu...Ozanın kemoterapi son kürü Pazartesi günü başlayacak. bu kürün biriminden 20 gün sonra da tomografi çektireceğiz ve iyileşme olup olmadığını göreceğiz. Bu hafta ve sonrasında yine yorucu, sarsıcı bir bekleyişimiz olacak...
Oan'ın çok sevdiği nerdeyse bir parçası olan fanı (ki biz ona psikiyatrik fan adını takmıştık) dün kırılmış, bütün geceyi "Çok sıcaakkkkk..." diyerek sızlanarak geçirdi. Kardeşi Barış bugün tamire götürecek. "Fan bozulmuş, yapamadık" dediğimde "Kaç lira idi, nerden almıştınız?" diye sordu. 25 liraydı Medyamark'tan almıştık dedim. Parasını çıkardı yirmi lirası vardı, hepsini vermeye hazırdı sanki. August 26 Ozan'a mesaj...Allah yardımcınız olsun.Inanc sızınle olsun ben afyondan necla,bir eğitimci olarak babanın hızmetlerini takdir ediyorum her ne k adar seminerler vasıtasıyla gorusme ımkanı bulamasakta maıllerden ogrendımkı hayatın verdıgı bır sınavdaymıssın.sınav belkı 3 saat degıl.ama sınavdan cekılıme sansın yok.ve gerek aılenın sana verdıgı egıtımle gerek kendı gucun kısılıgınle Allahın verdıgı guc ve duanla zorlu sınavdan gececegıne ınanıyorum.Yeterkı sabret.Allah ozel ınsanlara sevdıklerıne boyle guclu sınavlar yasatırmıs.Sende cok ozel bır ınsansın.Neden mı maıllerı okuyorum kimse tanıamdıgı yada tanısmadıgı bır ınsana bu kadar sıcak mesajlar yollamaz.Dualarım senınle.Senı guzel yerlerde gorecegımız zaman yakın demıcyem zaten sen en guzel yerde yanı aılenın yanındasın sadece bır sınavla bırlıkte.Basarılar sabırlı gunler guclu gunler :)
Necla Tabak Merhaba sevgili Ozan;
ben Reyhan öğretmen, babanla okulda bir görüşme esnasında tanışma fırsatı bulmuştum. Geçenlerde babanın adresinde hastanedeyiz gibi bir ileti görünce ne oldu acaba diye baktığımda senin rahatsızlığını öğrendim. Önce çok üzüldüm ama hemen ardından da senin bu hastalığı yenecek gücün olduğunu düşündüm. Herşeyden önce bu hastalık moral ile beyninden gönderdiğin olumlu iletilerle düzelebilecek olduğundan , sen de bilinçli ve harika bir aileye sahip olduğundan çok şanslısın. Hem ailenin, hem arkadaşlarının hem de seni blog sayfan aracılığı ile tanımış olan insanların verdiği destek çok güzel. Gördüğün gibi herkes senin yanında, sen harika bir delikanlısın ve kimin icat ettiği belli olmayan bu rahatsızlığa direneceksin. Bazı insanlar fazla özel oluyor, sen de onlardan birisin anlaşılan. Ve yine bazı insanlar yaşamak için savaşmak zorundadırlar. Sen savaş kazanacak kadar güçlü yöneteceksin beynini değil mi? Aynı Atatürk gibi! Nasıl Kurtuluş Savaşı en büyük zorluklara rağmen Atatürk'ün güçlü komutasıyla kazanılmışsa , sen de bu hastalığı bütün güçlüklerine rağmen beynine yollayacağın Ozan komutanın güçlü emirleriyle yeneceksin. Hiç bir zaman yılma, moralini bozma, kötü duyguları aklına getirme, olur mu?
Hani minik not kağıtlarınız var ya annenlerle birbirinize yazdığınız , minik kuralların olduğu kağıtlar, onlardan birine bir kural daha ekleyebilirsin bence... " Bu savaşı Ozan komutan kazanacak ! " Ne dersiniz komutanım, uygun mu bu kural? Dualarımız , sevgimiz, bu hastalığı yeneceğine dair tüm inancımız seninle...
Geçmiş olsun tatlım...
Sevgilerimle;
Reyhan öğrt.
Sevgili Ozan,
Yaşamakta olduğun rahatsızlığı mail grubumdan ögrendim.Kadere inanmam insanlar kaderleri kendi çizer bence..Sende kendin çizeceksin bünyenin sana oynadığı bu kötü oyunu sen kazanacaksın!Çekim yasasını düşün pozitif düşünce pozitif etkiler yaratır her zaman.Yaşadığın şey hiçte kolay değil belki bu satırları okurken kolaysa sen başar diyeceksin ama unutma ki bu gün senin yaşadığın hastalığı yarın bizlerden birinin yaşaması hiçte imkansız degil..Yalnız degilsin dualarımızla manevi olarak yanındayız.Moralini yüksek tut ve yen şu hastalığı.. Sevgiler -- Dilek Ercanlar August 25 21 - 23 Ağustos 2008
21.08.2008 saat 20.00
Eryaman otobüsündeyim… Yedi gün hastanede kaldım ve ilk kez evdeki yatağımda yatacağım yedi gün sonra. Ozan bugün hastaneden taburcu oldu ve eve çıktı. Gerçi yarın kemoterapinin ikinci kürünün başlangıcından itibaren on altıncı gün olduğu için tekrar hastaneye geleceğiz ama olsun. Yarın hastanenin kemoterapi ünitesinde üç-dört saat sürecek olan ilaç tedavisi var.
Eve vardıklarında ozan bana telefon açtı ve bir şey sormak istediğini söyledi ve ben de “Sor” dedim. “Baba, bu gece benimle yatar mısın?” dedi. “Tabi yatarım” dedim. Ozanın odasına serdiğim yer yatağında yatacağım bu gecede. Eee alıştık baba oğul aynı odada yatmaya bir haftadır.
Bu akşam Barış’tan fırsat bulabilirsek, Ozan da isterse ona gelen mesajları ona okuyacağım. Gelen mesajlar bende doping etkisi yapıyor, elbette onda da yaratacaktır. Mail atan tüm arkadaşlara sandıklarından da değerli olan motivasyon katkıları için teşekkür ederim.
23.08.2003 Metro;19.57
Sabahleyin Ozan’a kedisine Canım Grup’ tan gelen mailleri okudum, hoşuna gitti. Gelen mesajların yazıcıdan çıktısını almıştım. Yanıt yazacağını söyledi. İsterse glen mesajların olduğu deftere cevapları yazabileceğini, bizimde onları bilgisayara aktarabileceğini söyledim.
Dün akşam eve gittiğimde odasının ışığı ve televizyon kapalı ama kendisi yatakta uyanıktı. Işıktan rahatsız oluyor, televizyon islemeyi çok sevmesine karşın televizyonu açmıyor. “Neden burada oturuyorsun, salona gel birlikte oturalım” dediğimde ilginç bir yanıt verdi. Bunu defterine yazmasını istedim, yazdı.
Sabahleyin uyandığında büfeye alışverişe gitti. Annesi “Ne alırsan içmek için, gel de evde iç” demesine karşın uzunca süre büfede kaldı. Büfeci Aslan Bey ve alışverişe gelen kişilerle sohbet etmek hoşuna gidiyor.
Ablamın oğlu Tunca bugün Eskişehir’den telefon açtı ve Samsun’a giderken Ankaradan geçmek istediğini, uygun olup olmadığımızı sordu. “Tunca saçmalama. Ne demek rahatsız olmamız. Tabi ki gel” dedim. Yarın öğleden sonra yola çıkacak. Ozan Tunca abisini çok seviyor. Hem bizim için olduğu kadar, Ozan içinde moral olacaktır. Ve önceki gün Barış üniversiteyi Eskişehir’de okumak istediğini söylemişti. Hem böylelikle Barış ile biz Eskişehir’de öğrenci olmak konusunda Tunca’nın düşüncelerini öğrenebiliriz.
Bu akşam eve metroyla dönüyorum. Uzun zamandır metroyu kullanmamıştım. Ozan’a vermem gereken günlük harçlıkları bir haftadır vermemiştim. İsteyip duruyordu. İş Bankasına uğrayarak biraz para çektim. Banka şubesine kadar gelmişken yakın olan metroya binmeye karar verdim.
Beş gün sonra kemoterapinin üçüncü kürü başlayacak.Bu bir aksilik olmaz ise son kürümüz olacak. Doktorun iki kez dediğine göre kemoterapi seansları sonrası radyoterapiye gerek kalmayacak. Umarım öyle olur.
Başta Ozan olmak üzere hepimizin yaşantısın çok etkiledi.Ozan duygularını kolay ifade eden biç çocuk olduğu için (Çocuk değil de beklide genç demeliydim, çünkü yirmi yaşında. Ancak çok tatlı, naif ve down sendromlu olduğu için onu çocuk görmeye devam ediyoruz galiba.) duygularını söylemişti çeşitli ortamlarda. Aklıma gelenler şunlar:
“Hay bu hastalığı icat edenin…” “Şimdi deniz kıyısında olacaktım, Buz gibi kolamı içiyor olacaktım.” “Bıktım artık bu hastaneden. Ben kancı mıyım durmadan kan alıyorlar.”
Kemoterapi başlamadan bir yada iki gün önce ona “Savaşçı” demiştim. O da bunu kabul etmişti. Savaşçı kemoterapi seansları başladıktan sonra yan etkileri nedeniyle oldukça sarsıldı, yoruldu. Saçlarının dökülmesi onda üzüntü yarattı. Psikolojik olarak hazır olsun diye hem konuşmalar yaptık hem de saçını kısalttırdık. Aslında saçsızlıkta Ozan’a çok yakıştı.
En büyük sorunumuz ilaç içirebilmek konusunda oldu. Hap içiremedik. “Tamam içeceğim” dediyse de içmedi. İlaçların hap şeklinde değil de Şurup şeklinde olmasını arzu etti. Tablet şeklindeki hapları havanda dövüp, bal yada reçel yardımı ile şurup yaptıysak ta büyük çoğunlukla kabul görmedi.
Gelen telefonlarla mutlu oldu. Kimi zaman arayan arkadaş yada tanıdıklarıyla telefonda konuşmadı, konuşmak istemedi. Moralinin bozuk olduğu zamanlarda oldu bu.
Kafedeki öğretmen ve arkadaşlarının yaşantısında çok çok önemli olduğunu hissettik. Kendisi gibi engelli olan arkadaşlarıyla aralarında geliştirdikleri dostluk ve içten dayanışma görülmeye değerdi. Telefonla konuştuklarında karşı tarafta onlar bu tarafta da Ozan ağladı. Eylül ayında kafeye giderek çalışmaya başlamayı, yeni başlayacak tiyatroda görev almak istedi. Kafedeki sorumlusu Sosyal Hizmet Uzmanı Nilay Oğultürk’ün telefonla araması ve hastaneye gelerek onu ziyaret etmesi büyük bir moral kaynağı oldu.
Hastanedeki doktorların odalara gelip çoğu zaman hastalarla konuşmadan dosyalara bakmaları, sırtı dönük şekilde kendi aralarında konuşmaları ve odadan çıkmalarına çok bozuldu. “Biz bu odada değil miyiz, neden konuşmuyorlar?” diye haklı olarak soru sormasına neden oldu.
Hemşireler ile iletişimi daha kolay oldu. Onların sevecen yaklaşımları onu mutlu etti. Hastabakıcıların konuşma tarzlarını kaba buldu.
Bana bir kez sitem etti. Genelde birine kızdığı zaman “Vatandaşın biri” diye söze başlar. Cuma günü ikinci kemoterapi döneminin on altıncı günü idi. Alınması gereken bir ilacı vardı. Kemoterapi bölümüne bırakmıştım sabah. Benimle bir iş konusunda görüşmek isteyen bir çocuk kulübüne gitmiştim Emek’te. Konu konuyu açınca biraz geciktim. Araba da bende idi. 40-50 dakika onları bekletmiştim. Ozan haklı olarak somurtuyordu. “Bir şey mi var oğlum, canın bir şeye mi sıkıldı?” diye sordum. Cevap “Vatandaşın biri bizi bir saat burada bekletti…” oldu. Gerçektende haklıydı. Çünkü vatandaş sabah cep telefonlarını evde unuttuğu için Ozanlar aradığında telefonlara çıkamıyordu.
Kendisini ziyaret için eve gelenler olduğunda da çok mutlu oldu. Halaları, teyzesi, dayısı, kuzenleri Ezgi, Tunca, Deniz, Egecan, Yıldırım; Samsun ve Çarşambadan gelen teyzelerim ve çocukları, dayım ve büyük dayımın oğlu ve eşi gelmişti.
Hastanede kaldığı zaman bir gece ona refakatçılık yapan Nuran Gülünay da onu mutlu edenler arasındaydı.
August 21 Canım Grup'tan Ozan'a destekler sürüyorOzan'a
öncelikle çok gelmiş geçmiş olsun diyorum umarım en yakın zamanda eski saglıgına kavuşursun..
hayatta her şey istedigimiz gibi gitmeyebilir
ama hayattan zevk almayı bildigimizde ve yaşama inacımızı kaybetmedigimizde mutlaka mutlu sona ulaşırız
hiç bir şey yada engel seni yaşamdan,mutluluktan ve yaşama sevincinden yıldırmasın
hayata sımsıkı baglanman dilegiyle
Sebahattin Ateş Ozan merhaba istanbuldan yasin özcan 28 yaşındayım biliyorum beni tanımıyorsun bende seni tanımıyorum ama ikimizin ortak bir noktası var yaşamak için ayakta kalmak ve daima umut dolu olmalıyız... Rahatsızlığını öğrendiğimde çok üzüldüm ama bu önemli değil seninle email arkadasligi kurmak istiyorum eger kabul edersen günde istedigin kadar mail atabilirsin bana seni saygı ve sevgiyle selamlıyorum... Dualarım senin ve tüm sevdiklerinle kendine iyi bak kardeşim...
Yasin ÖZCAN Allahtan sana şifalar diliyorum.
Ali Demir Merhaba Ozan :)
nasılsın ? umarım iyisindir, şu an içinde bulunduğun durum için sakın üzülme
benimde aynı rahatsızlığı yaşayan bir ablam var ama moral ve duyduğu yaşama sevinci ile
rahatsızlığı tamamen iyileşti :)
sakın umutsuzluğa kapılma, yapacağın tek şey gülmek olsun.
çünkü bu rahatsızlığı yenebileceğin tek ilaç bu ; gülmek :)
sevgiyle kal
Belgin
Merhaba Ozan, Ben Deniz Ankara'dan yazıyorum. İnanıyorum ki pençesine düştüğün bu hastalıktan kurtulacaksın ve diğer hasta kardeşlerimize de umut ışığı olacaksın. Benim tek düşüncem engelin bedende değil yürekte olmasıdır. ve bizlerde toplum olarak malesef sevme ve düşünme engeliyiz. İnşallah en kısa zamanda iyileşirsin. Allah'a emanet ol
Sevgiler
Deniz Tuncer
Ozan Merhaba, Nasılsın. Ben Tekirdağ- Çorlu’dan Muhittin Kartal. 38 yaşındayım ve 2 tane oğlum var, sana mutluluklar diliyorum. Görüşmek üzere..
Muhittin Kartal
Merhaba Ozan; tanışmadık ama ben seninle ilgili az çok bilgi edindim o yüzden sana birazda kendimden bahsetmek istiyorum. Bende senin gibi 1988 doğumluyum, 2 senedir Bilgi Üniversitesi'nde Psikoloji okuyorum. Denize girmek istediğini duydum, sana elbette memleketin bu sıcak günlerini göz önüne alarak hak veriyorum ama hani böyle evde veya güneşin altında dışarıda dolaştığın günlerde kendini bir anda bir su birikintisine bırakma isteği duyar ya insan, işte o istek tatil yaparken veya denize girme fırsatının olduğu yerlerde hiç duyulmaz, hatta sıradan gelir. Ben bir yazı okumuştum yalnızlığa dair, kimi insanlar yalnızlığı kötü birşey olarak nitelendirir ama beklediğimiz kişi bizimle olmayınca onun yerine yalnızlık duygusu olmasa ne yapardık diye de bir düşünmek gerek, yokluğu yaşamak bile güzel. Bir amacının olması, ilerde yapacağına inandığın herşeyi hayal edip umutlanman bile güzel. İnanıyorum ki senin ilerdeki, gittikçe yaklaşan o güzel günler için çok fazla inancın ve isteğin var. Mümkün olduğunca sana hayatı paylaşmak ve tebessüm etmeni sağlayacak slaytlar atacağım, bu mailimde de ekte zihnini çok kısa bir süre içinde olsa meşgul edecek bazı yazılar var. Umarım eğlenirsin. Kendine çok iyi bak ve bir çok insana hayat enerjinle umut ol...=))
Büşra TARÇALIR
selam ozan duydum ki çok güzel şiirlerin varmış... bunlardan birisini okumayı çok isterdim doğrusu...Öyleki bence sende başına gelen tüm aksilikleri yenebilecek kocaman bir yürek,umut ve azim var...İnanmak başarmakla eşdeğerdir...İnsanları ileriye götüren hayalleridir ve seninkiler çok güzeller... Kendin ve hayallerin için pes etme... Sevgilerle...
Hayal Çıtak
ozancım canım benim. mucadeleni okudum hayata tutunma şeklini ve yaşam kavganı taktir etmekten başka birşey aradıysada mantığım bulamadı bu açıdan seni tebrik ediyorum . canım kardeşim.Hayatta insanın başına her şey gelebilir inan bizlerde senin gibi hayata sarılmış boğuşuyoruz yani herkesin ayrı bir derdi var ve asıl sorun sen sorunun ne olduğunu biliyor ve savaşıyorken biz kendini sağlıklı sananların hiç bir şeyden haberi yok ve dolayısı ile mucadele de vermiyoruz. kardeşim inancını bilmiyorum fakat şunu çok iyi biliyor ve inanıyorum ki hastalıklar da allah'u tealanın insana verdiği birer imtihan ve aslında nimetleridir bu imtihanda sabırda sebat eder şükrünü ve dualarını da eklersen inan zafer senin olacaktır (bu arada sana ailecek dua etmeye başladık) kardeşim ben diyecek başka bişey bulamıyorum ve son olarak sana küçük bir hikayecik olarak da olsa hz.eyyub'un hayatını sabrını ,şükrünü ve hastalıkla nasıl mucadele ettiğini ve sonunda nasıl hayata tutunduğunu ve kazandığını okumanı şiddetle öneriyorum.
not:maillerini bekliyorum... ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN
Beyzade
Ozancım, hic moralini bozma. Doktorlar senin icin en guzel surubu yapacaklar. Benim arkadaslarim var senin gibi. Onlarinda saclari dokulmustu ama kisa bire sure sonra yeniden cikti. Ustelik eskisinden daha cok. Hemen iyilesmeni bekliyoruz ki hep beraber yuzelim. Gozlerinden opuyoruz tum sirket olarak.
Murat BAYDAR Satış & Pazarlama Koordinatörü
Sevgili Ozan Seni gözlerinden öpüyorum. ha gayret , beraber oturum seninle beraber kola içeçeğiz. seni coooookkkkk seviyoruz
Devrim Arap
merhaba ozan Ben iskederun hayatdan yazıyorum sana sen çok tatlı süper bi gençsin resimlerini gördüm bayıldum saanaaa seni çok seviyorum sen en kısa zamanda iyi olacak allahın izniyle atlacaksın...bunu inanıyorum sende inan seni çok öpüyorum görüşmek dileği ile....kendine iyi bak
LEYLA ULUCENK
gunaydınn:) Ben canım grubumdan gordum ve içimden mail atmak geldi:)umarım ozan yakında denıze girer:)kola ne kadar sağlıksız olsada:)kola içmesini bile dılıyorum:) kısa bi mail oldu ama hersey gusel olacak ben buna inanıyorum...
Gözde Saygı
Ozan'cım selamlarr, Ben zıpkınla balık avcılığı yapıyorum. İstersen sana vurduğum balıklarında resimlerini gönderebilirim. Eğer hoşuna gidecekse bana bir mail yolla. Bu resimleri duvarkağıdı olarak kullanabilirsin. Acil şifalar dilerim.
Bülent Kemal Durakoğlugil Gaziantep
Seni seviyoruz...
Metin Bozkurt
Sevgili Ozan, sayfanızı gördüm ve Ozana yazayım dedim. Sitede senin ne kadar güçlü mücadeleci bir genç olduğun yazıyordu, bu hastalığa da pes etmeyeceğine inandım, benim inancımı boşa çıkarmayacağına inanıyorum. tedavinin kolay olmadığını ve sana çeşitli sıkıntılar verdiğini tahmin edebiliyorum ama kolay olanı başarmak başarı değildir bence, önemli olan zoru başarmaktır. senin başaracağına inanıyorum. Sevgiyle kal
Zümrüt Kiper
OZANCIM BENDE YANİNDAYİM...İYİLESTİGİNDE BELKİ BİRLİKTE COLA İCERİZ NE DERSİN :) BASARACAKSİN EMİNİM.
Dilek Ilgaz
moralin ve inancın önemli olduğunu bilirim senin bunların hepsine sahip olduğunu hissettim be ozan sabrın sonsuz olsun gözlerini aç hiç kapatma gördüklerini değil görmek istediklerini gör kalın duvarlarda denizi tavanda gök yüzünü gözlerin kapalı iken hisset Allahı .seni çok seven Anne Babanı hadi görüşürüz... Ozan ulusoy
Hayri ÇAKTUMAK
ozancım slm ben ilker,adanadan .internetten öğrendim seni.nasılsın bugün keyfin iyidir umarım.hayat dolu olduğunu duyunca çok sevindim.insanın hasta yatağında bile hayat dolu olması ne güzel.kardeşim sakın bu enerjini,hayata bakış açını kaybetme.sen bu azimle çok şeylerin üstesinden gelceksin eminim.sana hayat basamaklarını çıkarken kolaylıklar diliyorum.bir ihtiyacın olursa ya da yazmak istersen bana ulaşabilirsin.sağlık ve mutluluk dolu nice yıllar diliyorum.geçmiş olsun
ilker Ünal
:)) bu maili okudum da dedim ne gerksiz şeyler için üzülüyorum:) kendine gel insanlar neler için ugraşıyor bugün hiç olmadıgım kadar kötüyüm sırtımdan vuruldum ama hak ettim ama üzüntü anlamsız... hayat çok güzel degilmi sana söz hergün sana mail atıcam hem sen güleceksin hem ben bak komik şeyler okuyor bu sanal alemde...şimdi hoşcakal kola mı oda ne ben hiç sevmem annem paslı lavaboya dökmüşdü bak nasııl çözdü pası seninde mideni böyle yapar:)) o yüzden boşver..
Reyhan Ozgunlu Happy Kids : www.happykids.com.tr
Ozan ULUSOY'un sayfaları: www.happykids.com.tr/engellilere.htm
Ozan'ın Fan Kulübü: http://www.facebook.com/group.php?gid=19676376777
Ozan'ın TV konuşmasındaki MUTLULUK TANIMI : www.youtube.com/watch?v=FqUF4iCIjWY 15:20 | Yorum ekle | İleti gönder | Sabit Bağlantı | İzleme notlarını görüntüle (0) | Bloga al | OZANA MESAJLAR
Ozan'dan inşaat firmalarına site inşaatı yaparken önerile
OZAN İLE SÖYLEŞİLER
20/08/2008 SAAT: 20:37
19:30 gibi hastanede Ozan’a refaket etmek için geldim. Annesi eve gitti. Yemeğimi yedim. Ozan’la sohbete başladık, çok neşeliydi bugün olanları bana anlattı. İki çok önemsediği insan onu ziyarete gelmişti.
A.U : Bugünü senin için özel kılan neler var? Paylaşmak ister misin?
O.U : İşte..Bir kere Suna diye bir kız ile tanışmıştım, sohbeti ilerlettik. Bakıştık konuştuk. O beni öptü. Arkasından Nilay Hocam geldi. Konu önce yemeklerden açıldı. Yemem gereken ama yemediğim yemeklerden. Sonra arkadaşlardan konu açıldı. Tatilden, yeni yapılacak olan tiyatro oyunundan...
A.U : Hastanede gündüzü geçirmek mi daha kolay yoksa geceyi mi? Nedenleriyle anlatır mısın?
O.U : Geceyi geçirmek daha eğlenceli. Babam geldiğinde hafif şakalar, şarkılar, komik olaylar, hep iyi geçiyor.
A.U : Nasıl olsa hastanede senin için özel insanlar var. Belki de hastaneden çıkmak istemezsin. Ne dersin?
O.U : Belki de.
A.U : Sen kal burada biz gidelim yedi gündür hastanedeyiz.
O.U : Olmaz evimi özlerim, odamı özlerim, arkadaşlarımı özlerim. Kardeşimi özlerim.
A.U : Elinde sihirli bir değnek olsaydı neler yapardın Ozan?
O.U : Buradan çıkardım. Suna’yı da buradan çıkarırdım. Evlenirdim. Ufak bir yatta dünya turuna çıkardım. Olimpiyatlara katılırdım ve her seferinde altın madalya kazanırdım. Dünyaca tanınmış bir insan olurdum. Sanatçılarla tanışırdım.
A.U : Şu anda hastanede yatan diğer insanlar için duyguların ve dileklerin nelerdir?
O.U : Acil şifalar.
A.U : Doktorlara iletmek istediğin mesajlar var mı?
O.U : Hastalarla çok ilgilensinler.
A.U : Hemşirelere mesajın?
O.U : Aynısı.
A.U : İlgi az mı sence?
O.U : Evet.
A.U : Hastaneler sence nasıl olmalı?
O.U : Teknolojik bakımdan ilerlemeli, doktorların daha bir ilgili davranmaları, tek bir seferde üç iğneyi aynı anda yapmaları iyi olur.
21/08/2008 Saat: 07:45
Ozan’ın bir yeni site kurulurken neler olabileceği hakkındaki düşüncelerini aşağıda bulacaksınız. Aslında bir inşaat firması bizden bu konuda danışmanlık almak istiyor. Ben de bir de Ozan’a sorayım dedim. “Para sorunu yok, bir site kurulacak içinde neler olmalı?” Diye sordum. Hem de bu Ozan’ın hayal dünyasının genişliğini bana gösterebilirdi.
-Aile yaşam merkezi olabilir. Park olabilir. Bir iki salıncakla bir kaydırak değil. Bazı oyuncak hayvanlar olabilir at, ördek. Hem çocuklar hayvanları tanır hem de oyunlarını oynar. -Havuz olabilir. Sadece çocuklara özgü bir havuz olabilir. Belli bir saat sonra yaş sınırı koyulabilir. Havuz için herhangi bir güvenlik olmalı. -Tam teçhizatlı bir sağlık kuruluşu olmalı. Çünkü çocuklarına yönelik olduğu için ne olacağı belli olmaz. Çocuğun biri taş atar, başı kanar. -Sonra temizlik görevlisi özellikle havuz için. Çünkü küçük çocuklar ellerinde ne olursa havuza atmak ister. Tuvaletini tutamaz havuza yapar. -Bebeklerden bahsedelim. Bebekler sabaha kalkar biraz mızıklar ağlar, bunun altını değiştirmesi yemeği var. Arada çizgi film seyreder, bu arada ailesi kahvaltısını yapar. Sonra bebek sıkılmaya başlar. Dibimizde havuz var diye bebeğin mayosunu giydirirler. Eğer bebekte suyu seviyorsa, ki bazı bebekler hoşlanmaz sudan, aşağıya indirirler havuza. Havuza koyarlar, bir köşeden seyrederler bakalım nasıl davranacak diye. Öğle olunca eve götürülür. Zaten öğleden sonra bebeğin uykusu gelir, onların uykuları bayağı hassas ve ağır olur. Bu arada temizlik görevlisi havuzu temizler. Bu arada bebek altına kaçırış olabilir. 4-7 yaş arası daha bir kendine bakar tuvalet bakımından. Yani gittikçe bu yaş sınırı artmaktadır. Ama büyüklerin (anne-babaların) havuza girmemesi çocuklar için daha doğrudur. -Para sıkıntısı yok demiştin. Lunaparka benzer bir şey olabilir çocukların seveceği. Yani kısaca her şey olabilir. -Spor salonları olabilir. Fitness gibi, aeorobik gibi.. Genelde erkekler aletli jimnastik isterler daha çok güçleneyim diye. -Her şey olabilir yani, sadece bayanlara özel bir lokal olabilir. “Bayanlar lokali” gibi. Erkeklere de kıraathane olabilir. Ortak bir kütüphane olabilir. Kadın erkek hamamları olabilir ayrı ayrı. -Tam olarak adını bilmiyorum ama belli yollar olabilir çizgili, pist mi ne diyorlar, kırmızımsı bir toprak oluyor, insanlar yürüyüş yaparlar. Sadece oraya spor yapanlar çıkıyor. -Ayrıca yol kenarlarında motosikletlere, bisikletlere özel yollar olabilir. -Hava sporları olabilir. Açık alan sporları olabilir. Futbol sahası, tenis kortları, golf sahası olabilir. -Santraller olabilir, elektrik , telefon, su santrali olabilir. Santral kulübeleri olabilir. -Marketler kurulabilir, alışveriş merkezleri, giyim mağazaları, büfeler olabilir. Şuan aklıma gelmiyor ama her şey olabilir. -Hava alanları, hastaneler açılabilir. -Akülü oyuncak arabalar olabilir. -Fuar olabilir. Fuar dediysem fermuar değil sadece fuar. -Eğlence merkezleri olabilir. Bar gibi gazino gibi,disko gibi.. Kumarhane açılabilir. Pastane açılabilir. Fırın olabilir. Çünkü bazı aile sakinleri taze sıcak ekmek almak için fırının yanında ev isterler. En azından ekmeğin unun kokusunu duymak belki onlar için bir atak olabilir. -Tamirciler olabilir, bisiklet tamircisi gibi. -Baloncu geçebilir. Seyyar satıcılar olabilir. Belki apart hotel açılabilir. Gökdelen kurulabilir. -Emniyet kuruluşları olabilir. İtfaiye olabilir. -Otoparklar olabilir. Otoparklarda görevliler olabilir. -Paten kayak için belirli yollar olabilir. Çünkü bazıları yolda kalıyorlar, ezilme korkusu olabilir. Bu bisikleti bağlamak için kilit gerekir. Aklıma gelmeyen o kadar çok şey var ki.
A.U : Söyle o zaman.
O.U : Aklıma gelmeyen diyorum baba. Aklıma gelmeyen şeyi nasıl söyleyeyim.
-Cam kırılmalarını önlemek için camcı. -Top sahaları kurulabilir. -Ben için her binada emniyet için kapıcı olmalı. Kapıcı dediğim sadece bahçe işi yapan kapıcılardan değil. Kat kat dolaşıp ekmeğini , sütünü, gazetesini dağıtan kapıcılardan. -Her apartmanda yangın tüpü olmalı. En önemlisi apartmanların depreme dayanıklı olmaları, temelinin sağlam olması. Çünkü bu çok önemli. Bir insan ev alırken önce onu sormalı. ”Depreme dayanıklı mı?” diye. Bir ev alırken iyice düşünmeli. Belki aldıkları kat ya da daire kaçak inşaa edilmiştir. Onun için mühendisleri ve mimarların daha temkinli olmaları gerekir. Üç beş tane emlak dükkanı olabilir. -Dernekler kurulabilir. -Toptancılar olabilir.
August 20 Ozan'a destekler artıyor...
Merhaba Ozan,
Nasılsın? Tanısmadık ama ben seninle konusmak istedim... seni ve aileni nekadar istesekte anlayamayız sanırım ama paylasabiliriz diye düsündüm ben yada elimden sadece o geldiği için. Bende senin gibi denizi çok seviyorum ve denizi her zaman görmek istiyorum.Sanki denizle dertlesebiliyormuşum gibi o arkadasımmış gibi.. seninle oldugumu bilmeni isterim... Bu rahatsızlıgın üstesinden geleceksin inanıyorum buna Deniz seni bekliyor çok bekletme olur mu:) şimdilik hoşçakal........ ılgın tamusta Merhaba Ozan
Ben Kıbrıstan yazıyorum sana. Umarım en kısa zamanda sagligina kavusursun ve Kıbrısa gezemye gelirsin. Burasi cok guzel, sana gezdirmeyi cok isterim. Allah yardimcin olsun, sen umudunu asla yitirme, hep olumlu dusun ve hep iyi , guzel dusler dal. Hayatta bazen zor zamanlar olabilir, ama onemli degil, hersey gecer , unutulur insallah ve yeniden guzel gunler senin olur. Guzel haberlerini bekliyoruz, dualarimiz seninle,
Kibristan Sevgilerimle,
Nacit Ozancım sen ümidini ve yaşama gücünü azmini hiç
kaybetme. Hergün Rabbine dua et! Büyükler yer gök dua ile demişler bunu unutma. Yaşadığımız sıkıntıların acı ve hastalıkların üstesinden gelebiliriz yeter ki isteyelim değil mi? Bu arada bana yazdığın şiirleri yollarsan çok sevinirim. Şiiri çok severim ben de . Özellikle Orhan Veliye bayılırım. sen hangi şairi seversin? Sevgiyle ve azimle kal! Duygu Tanidi
Nasılsın Ozan Kardeş,
Ben İstanbul dan Mutlu. İsimdaş sayılırız senin mailin yani sanal adın happy , benimde gerçek adım Happy bir bakıma :-)
Şiir yazıyormuşsun birkaç tane de bana yollarsan sevinirim hem belki birkaç yorum yapabilirim şiirlerin üzerine bende bir zamanlar çok yazıyordum ama şimdilerde pek yazamıyoum çünkü çok yoğun ve stresli çalışıyorum, Keşke şiir yazabilecek kadar sakin bir hayatım olsada bende eskisi gibi yazabilsem diyorum. Eğer cevap yazarsan bende sana zaman zaman yazabilirim.
Mutlu Gunay
Selam Aslan Cimbomlu Merhaba Ozan,
Öncelikle geçmiş olsun, hayata pozitif bakışınla bu hastalığı yeneceğine inanıyorum. Seninle aynı takımı tutuyor olmak bana gurur verdi. Çok yakışmış Cimbom forması.
Hayata bakışın bir çoğumuza örnek olsun, belli ki annen ve baban içinde çok iyi bir evlatsın. Ne mutlu onlara ki senin gibi tertemiz yürekli bir yavruları var.
Dimdik ayakta durmaya ve savaşmaya devam edeceğini biliyorum.........
Günlerin güzellikler getirmesi dileğiyle Allah’a emanet ol.
Olcay Acar
Merhaba, önce geçmiş olsun diyorum. İyileşeceğine inanıyorum. Ben hayvanları çok seviyorum. Hayvanlarla ilgili mailler göndermemi ister misin? Benim beş kedim, bir de kazım var. Sana şimdi uyuyanlarla ilgili bir video gönderiyorum. Bana komik geldi. Görüşmek üzere. Hoşçakal .
Sevgili Ozan,
öncelikle çok geçmiş olsun.Umarım daha iyisindir.Web sitene girdim.Oradaki fotoğraflarına baktım .Hastane resimlerin beni üzdü.Odanda çekilen resimler güzel.
Hayat herkes için zor ama,senin için biraz daha fazla zor gibi.Ben herşeyin pozitif düşünülerek üstesinden gelineceğine inanıyorum.Senin için de dua ediyorum.
Mailime cevap yazarsan,daha uzun yazılar geçebilirim.
Yeter ki inan...
Herşey çok güzel olacak.Deniz,kum,kola.....İleri de bir sahilde uzanmış kolanı yudumlarken bugünler aklına gelecek ve içinden şunu geçireceksin.''O ZAMANLAR DA YAŞADIĞIM ŞU AN NE KADAR UZAK VE İMKANSIZ''dı.Ve yüzünde bir tebessüm belirecek.O deniz ve kum'un hazzına ve zevkine iki kat varacaksın...Buna inan....
Sağlıklı ve inançlı günler dilerim.
Ayfer ALTUNDAL
Pamfilya Turizm Seyahat
ve Vapurculuk Tic.A.Ş
Ozancım merhaba ufak bir rahatsızlığın olduğunu duydum ama senin çok güçlü olduğunu ve rahatsızlıktan da kolaylıkla sıyrılabileceğini de duydum o yüzden çok sevindim.Nasılsın? Daha tanışmıyoruz ama umarım ilerde tanışırız duydum denize girmeyi çok seviyormuşsun iyileşince seninle bol bol denize gireriz :) bizim yazlığa gelirsin.Senden haber bekliyorum bir de sağlık haberlerini tabii ki çok geçmiş olsun dileklerimlı görüşmek üzere Ozan
Özgür Aydemir
Sevgili Ozan Hişştt.. Ozan! puellula
Merhaba Ozan kardeş, LeventB
Canım grubumdan aldım mail adresini , öncelikle geçmiş olsun diyorum inşallah rahatsızlığını yenip o çok istediğin sinema yada müzikte star olcaksınn...aslında tanımadığım insanlarla konuşmayı hiç sevmem ama sana mail atmak istedim. kendine çok iyi bak ve hiçççç umudunu kaybetme.. aslıhan yavuz
nanis cakmak
Merhaba Ozan,
Benim adım Sabiha kale kilitte müşteri hizmetlerinde çalışıyorum. Seninle arkadaşlık kurup sohpet etmek isterim canın sıkkın olduğunda konuşmaya ihtiyacın olduğunda burada bir ablan olduğunu ve ne zaman istersen yazacağını unutmamanı istiyorum.Kendine iyi bak canım…
OZAN SENİ TANIMAMAMA RAĞMEN HAYAT DOLU BİR İNSAN OLDUĞUNU İÇİMDE HİSSETTİM.İNANIP GÜVENİRSEN BU GÜNLERİ DE ATLATIRSIN.İNŞALLAH İYİ GÜNLER YAKINDADIR.KENDİNE İYİ BAK.MORALİNİ BOZMA.ALLLAH YARDIMCIN OLSUN. MERHABA OZANCIM BEN İZMİRDEN DİLEK.... SAÇLARIN DÖKÜLÜYOR DİYE ÜZÜLME OLDUMU ARKADAŞIM BENİM BABAMINDA DÖKÜLMÜŞTÜ AMA ZATEN SAÇ SENDE ZAMANLA YİNE ÇIKAR HEM UNUTMA TÜRKİYEDE SAÇLARI KAZITMAK MODA :) KEDİNE İYİ BAK SEVHİLERİMLE
Ozan merhaba, Aygül ÜRÜN
Bizler sabah kalkıp; bir an önce akşam olsun diye anlamsız anlamsız yaşarken,yüzümüz asık, etrafa elimizde savaş kalkanlarıyla yaklaşırken;sevginiz,dayanışmanız,gözlerinizdeki ışıltı içimi aydınlattı.İnsanın bunlarla aşamıyacağı engel yoktur bence.Güzel olacağına yüzde yüz emin olduğum haberlerinizi burdan takip edeceğim sürekli.Teşekkürler bu anlamlı site için.
MERHABA OZANCIM NASINSIN? SUNA HANIM A ASIK OLDUGUN GIBI HAYATADA AŞIK OLMAN İNAN TEK TEMENNİM. HEM SENİN DE DEDİĞİN GİBİ ÖNEMLİ OLAN İŞLEVİ, DİMİ :) ALLAH ACİL ŞİFALAR VERSİN İNŞALLAH. DUALARIMIZ HEP SENİNLE. HOŞÇAKAL. Tuğba MERSİN
Pelin POLAT
Happy Kids : www.happykids.com.tr
Ozan ULUSOY'un sayfaları: www.happykids.com.tr/engellilere.htm
Ozan'ın Fan Kulübü: http://www.facebook.com/group.php?gid=19676376777
Ozan'ın TV konuşmasındaki MUTLULUK TANIMI : www.youtube.com/watch?v=FqUF4iCIjWY 15:20 | Yorum ekle | İleti gönder | Sabit Bağlantı | İzleme notlarını görüntüle (0) | Bloga al | OZANA MESAJLAR
|
|
|||||||
|
|